Vize

by Nisan 14, 2008 5 yorum
Saat 19:00'da vize olmaz, olmamalı, olsun diyenin yüzüne kusayım.

Öğleden sonra okula gittim saat 15:00, kapı girişinde can çekişen bir güvercin vardı, güvenlikten biri ve bir kaç öğrenci hayvanın başında toplanmış ah vah ediyordu, es geçtim, öğrenci kapısına yöneldim, elektronik dev ekran zımbırtımız saat 17:00'daki siyaset vizesinin sınıflarını gösteriyordu. Kanin ve Molar diye 2 yer türemiş sınava girdiğimiz, haberim yok öle baktım 2-3 sn. mal mal. Kanin i okuyunca aklıma kinin geldi, kinin gelince tonik, tonik gelince votka. Pek bir ayyaş hissettim kendimi.

Vizeye kadar kantinde oyalandım , içtiğim kahvenin çayın haddi hesabı yok, 4 kere tuvalet için masamı toparlayıp çantamı yüklendim, işin iyi yanı döndüğümde masam her seferinde boştu.

Etrafta batak oynayan gençlik, deli gibi fotokopi okuyanlar, fosforlu kalemle notların altını çizenler, asetat kalemleriyle ellerine kopya yazanlar, müzik kutusuna bozuk para tıkıştıranlar...

Okula neden gitmediğimin, gitsem bile neden vakit kaybetmeden işlerimi bitirip çıktığımın, fakülte ortamını neden sevmediğimin bir kez daha farkına vardım. Bana göre muhabbet yok orda.

Yanıma oturan 2 hatunla biraz muhabbet ettim gerçi, birinin 5inci diğerinin 7inci yılıymış okulda. Çalışıyorlarmış vs vs. Uzun zaman sonra vizeler için gelmişler okula, ne kadar şaşırdıklarını nasıl üzüldüklerini söylediler. Eskiler daha duyarlı, daha dolu insanlarmış, yeniler pek bir "aklı bir karış havada"ymış.

Çok feci kahkahalar attım içimden ama çaktırmadım tabi ki de. Üst sınıfların ahkam kesmelerine alışalı çok oldu.

Bir kaç kişi gelip fotoğraf makineme baktı, kendi makinelerini gösterdi, oturup fotoğraf konuştuk. Zevk almadım desem yalan olur.

442 sayfa okudum, batak oynayan, müzik kutusuyla coşan, boş boş lak lak yapan onca genç bünyenin yanında, pek bir züppe hissettim kendimi, hoşuma gitti.

Ayaklarımı uzattığım sandalyeyi gelip kimse isteyemedi okuyucu, inanmazsın çıkıp dışardan sandalye buldular. Masamdaki kül tablasını alırken bile bir garipti o çocuk, anlamlandıramadım o kadar korkunç mu bakıyorum yaw, o kadar surat mı asıyorum yani...

Sınıfa 45 dakika önce gidip kıyıda köşede bir yer buldum kendime, millet sıralara, duvarlara, ellerine, güzel kızların bacaklarına kopya döşüyor, ağzım açık izledim.

Okuyacak hiçbir şeyim kalmadığından, şarkı mırıldandım 45 dakika boyunca. (Opus-Life Is Life)

Sonra şeker çocuklar geldi sınav kağıtlarımızı dağıttı. Listede adımı bulamadım, sarışın şeker çocuk bir koşu boş bir kağıt buldu bana ehii :D

20 dakikada çıktım ki zaten 30 dakikaydı sınav süresi, metroya doğru yürürken Yiğit Özgür'ü gördüm (ya da gördüğümü sandım) başımı hafifce eğip selam verdim o da karşılık verdi. (demek ki oymuş neden boş boş selam versin dimi yaw) Akşamları trafik olmuyor, metro çıkışı hemen atladım otobüse 10dk'da ineceğim durağa geldim.

Evdeyim işte, bunları yazıyorum, sonuç olarak gidip bir vizeme daha girdim, büyük başarı.. Az sonra "yazıyı yayınla" butonuna basınca çıkıcam blogdan ve kuzenle film izleyeceğiz. Dün gece Bucket List'i izledik pek bir beğendik, izlemeyen varsa öneririm. Dur vazgeçtim önce msn'de Nikki ile konuşcam sonra film izleriz.

Öpüştüm okuyucularım..

mimi wonka

Developer

Cras justo odio, dapibus ac facilisis in, egestas eget quam. Curabitur blandit tempus porttitor. Vivamus sagittis lacus vel augue laoreet rutrum faucibus dolor auctor.

5 yorum:

♥kissypunk♥ dedi ki...

kızım saat 19da bişey mi geçen dönem 1. ve 2. öğretimler karışık akşamın 9unda bireysel iş hukuku sınavına girdik anamız ağladı eve dönüpte ertesi günküne nası çalışcaz die...
gerçi senin çalışmak gibi bi derdin yok salıosun gidio :p

D!mple Peach Rock dedi ki...

sınav haftası iyidir..
Normalde yakındığımız sıradan günlerin kıymetini anladığımız, sıcak fotokopi sinmiş günler.

guclu dedi ki...

vizeler ise kötüdür. daha kötü bişey varsa ona da bizler final deriz.

La Santa Roja dedi ki...

yaw ama gerçekten her yeni nesil diğerinden daha beter oluyor be mimi'ciğim :p

Canselmo dedi ki...

Üstteki yoruma katılıyorum.
Ayrıca yazının başlarında güldüm, ortalarında bunaldım (Okul muhabbeti nedeniyle..) sonunda ise Yiğit Özgür'e selam söyle diyesim geldi. Sanki tanıyacak da a.k.