Bu Hafta...

by Nisan 10, 2008 3 yorum
...bir yaş daha yaşlandım.

...bazıları büyümek güzeldir derken, ben Neverland den bir kez daha kovulmanın acısıyla boğuştum.

...şarkılar söylendi benim için, detone olmuş sokak satıcılarının sesiyle.

...radyolar parazit yaptı.

...bir tek Zach dinlenebilir kıvamdaydı, içimi ısıttı.

...başımı kaldırarak yürüdüm yollarda,sürüngen ömrüm boyunca, ayağa kalkıp düzene göz attığım her an, nevrotik hislere kapılmıştım oysa.

...sabahları kendi kendime uyandım, kendime şaştım bu ne böyle, nerden çıktı diye diye...

... salı sabahı saat 8:00 idi ve ben ayaktaydım, bu işte bir pisliklik var diye düşünerek korktum bir an, yelkovan göz kırptı o an.

...her gece uyukuya dalmak için harcadığı eforu, her sabah uyanmak için de harcayan biri olarak, son günlerde bünyemde bir değişiklik olduğunun farkına vardım.

...her sabah böyle uyandım, kalktım yataktan, ayak parmaklarımı seyre daldım, dakikalarca yatağımda oturdum ve hiç bir şey düşünmedim, kurmadım, hayal etmedim, motor bir davranış gibi, sanki bu motor davranış yıllardır bünyemde varmış gibi.

...sanki içime başka birinin ruhu kaçmış gibi.

...orda burda unuttuğum şeylerin listesini çıkarmaya kalktım, unuttuğum her şeyi harfi harfine hatırlarken, nasıl olupta o şeyleri unutmuş olduğumu anlamlandıramadım.

...her gün aynı şarkıyı söyledim.

...trompet sesi geldi kulağıma, bir kendini bilmezin bilinmezinden.

...pazar sabahı gülümse dedi biri, kalbim sıkıştı bir an.

...bir paket sigara aldım, 3 tane yaktım hiç yoktan.

...aslında evet derken içimden hayır diye bağırdığımı fark ettim, çok saçma geldi, dönüp "hayır, bilinmeyen rakamlarca hayır" dedim.

...aslında fransızcadan feci derecede tiksindiğimi fark ettim.

...2 vizeme girmedim, hiç üzülmedim.

...sevilebiliritesi yüksek biri olduğumu öğrendim

...sırt çantamın güzelliğine bakıp, onunla avrupaya gitmeye karar verdim.

...hiç fotoğraf çekmedim.

...2 tabak bamya yedim, üzerine bolca limon sıktım.

...kargo şirketindeki çocukla flört ettim ayak üstü, bana numarasını verdi, uzaklaşınca kağıdı yırtıp attım.

...3-2-1 deyip yürüyen merdivenlerden koşarak indim,kendimle yarıştım, kendi kendime acıdım.

...bir örümcek maymunun çaldığı müzik kutusu göreyim istedim, ama yoktu hiçbir yerde, kandırıldığımı hissettim.

...bir yazı okudum, anarşist miyim acaba dedim.

...metrodaki müzisyenlere cebimdeki tüm bozukluklarımı verdiğim o an, sahip olmak istediğim rahat yaşamda benden başka kimsenin olmayacağı gerçeğiyle yüzleştim.



Saati çalmadan uyanan adam, zamansız öten horoz statüsünde sayılır mı dersiniz?

Hoşuma gidiyor gibi. Gariptir.

mimi wonka

Developer

Cras justo odio, dapibus ac facilisis in, egestas eget quam. Curabitur blandit tempus porttitor. Vivamus sagittis lacus vel augue laoreet rutrum faucibus dolor auctor.

3 yorum:

Zoydaktaki at sineği dedi ki...

eyvah eyvah mimi bahar havası sana yaramadı gibi. ama ve ya yaradı. garip bir haz aldığına göre yaramış yaramış.

Darkohl dedi ki...

A$iktir derim ben.

Cem dedi ki...

ben de sevgili darkohl'a katılırım. insan hiç yapmadığı, yapamayacağını düşündüğü, "bunu yaparsam s.ksinler beni" dediği herşeyi birer birer yapıyor hal böyleyken.

bi de söylemek istedim. ben titreşimle uyanıyorum. pek garip bir duygudur, tavsiye ederim ama patlama ihtimaliniz yani uyanamama ihtimaliniz söz konusu. o yüzden titreşim + melodi devresi olan bir telefon kullanmanızı tavsiye ediyorum bu mevzuyu denemek istiyorsanız.. falanda filanda. ne güzel olmuş mimi'ye, mutlu gibi ehi.