something had to break us out

by Ocak 18, 2014 1 yorum
Sanırım asıl problemim genele adapte olmayı becerememek. (bu fikre daha sonra -çook daha sonra- döneceğiz.)

Önceden bu hislerin mevsimsel depresyon denilen şey olduğunu düşüyor ve geçip gideceğini sanıyordum, yani gerçekten ne kadar unique olabilir ki bakkaldan ekmek ve sigara alan biri?

Öğleden önce televizyon kuşağı psikiyatrının söylediği gibi "bahar depresyonu" idi beni huzursuz ve agresif yapan. Yaşamımın değil mevsimin sorunsalıydı bu durum ve karanlık bir odada güzel bir film izleyip 1-2 şişe bira içince geçecekti.

Ama geçmedi. Çünkü bende bahar depresyonu yoktu, hiç de olmamıştı. Benimki daha bilindik bir şeydi, iyi çocuk olma sendromu. Başkalarının doğru dediğini yapan, her zaman takdir almak isteyen ve hiç büyüyemeyen insanın sendromu.

İnsanın hayatında gerçekten hoşuna giderek yaptığı tek bir şey bile yoksa, yanlış yaşıyor demektir.

Ben çok yanlış yaşıyormuşum. Resmen günü kurtarıyormuş beynim sinsice ve bende bir güzel yiyormuşum bunu kendimce.

Yaşın 27 olduğu bu günlerde, yıllar geçtikçe hayalini kurduğum şeylerden biraz daha uzaklaşıyor gibiyim. Tamam zaten reel yaşam hiç de insanın yaşamasına uygun bir ortam değil ama en azından hayal kurmak gerçekten serbest olsaymış.

Anlamıyorum diğer insanlar nasıl oluyor da başarabiliyor. Kıskanıyorum desem yeridir hani.


Bu akşam eve dönerken geçtiğim parktaki zihinleri dumanlı gençlerin hali dışında beni mutlu eden tek şey, bu sabah ilk defa kullandığım, ofisin yılbaşı partisinde bana hediye edilen kırmızı rujun; gerçekten ama gerçekten çok güzel bir kırmızı renge
sahip olması ve kalın çerçeveli gözlüklerle eşleşince aynadaki bana "bir Wes Anderson karesinden çıkmış falan olabilirim!" dedirtmesiydi.

Okuyucu sen hep sen ol.
Öptüm.

mimi wonka

Developer

Cras justo odio, dapibus ac facilisis in, egestas eget quam. Curabitur blandit tempus porttitor. Vivamus sagittis lacus vel augue laoreet rutrum faucibus dolor auctor.

1 yorum:

Esra YILMAZ dedi ki...

ben olduğumda,tamamen yani,kurduğum bir çok şeyi altüst etme noktasına geliyorum.Çünkü yaşadığım-yaşamak zorunda olduğum-hayat beni mutlu etmiyor.Offf,yaş 33 oldu.