Hadi biraz kusalım...

by Mayıs 06, 2011 3 yorum
Ben çoook yedim bu akşam. Mide bulantımın asıl nedeni bu. Eğer biri(leri)yle yemek yiyorsanız ve bir muhabbet dönüp duruyorsa salata tabaklarınızın üstünden sekerek ve siz o muhabbeti katılmayı bırakın duymak bile istemiyorsanız, ağzınızı "doldurmak çiğnemek, yutmak ve tekrar(artık masada ne kalmışsa)doldurmak" eylem zinciri ile meşgul etmek yapabileceğiniz en masumane şeydir. En azından zararlı çıkan tek taraf siz olursunuz.

Biri hala sevgili Guevara'dan alıntılar yaparak günümüz düzenini eleştiriyorsa, bir diğeri Lennon vari sözlerle barışın mümkün olduğunu zırvalıyor ve bir başkası çözümün McCandlessvari bir kaçış olduğunda diretiyorsa, en kötüsü de sen oturmuş bu insanların hala dinlemeye değer fikirler ortaya atabileceklerine kendini inandırmaya çalışıyorsan.......

En iyisi şarabının son yudumunu da içip hesabın kendine ait olan bölümünü masaya bahşişle birlikte bırakıp "artık kalkmam lazım işim var akşama, hadi görüşürüz iyi kalın." diyerek karşıdan uçup gelebilecek herhangi bir soruya ya da sorular kümesine maruz kalmadan mekanı terk etmektir. Ben öyle yapıyorum. Zaten o yüzden uzun süren iyi arkadaşlıklarım yok. Böyle olacaksa, olmasın da...

Şimdi bakın güzel insanlar. Gerçek dediğimiz şey kişiden kişiye değişebilecek bir olgu değil. Yorumlama farkı kırmızının kırmızı olduğu gerçeğini değiştirmiyor maalesef. Çok üzgünüm ama bu böyle. Oturup bu acı olay karşısında şiir yazıp ağıt yakabilirsiniz. Pek de hoş olur hani.

Nedir gerçek. Hadi biraz daha kusalım, rahatlayalım bir nebze...

Gerçek, eğer sen milli duygularla bir şeyleri gurur meselesi yapacak kadar içselleştirmişsen, hala feysbokta Mustafa Kemal'e hakaret içeren sayfaları şikayet edelim yayınları yapıp arkadaşlarını örgütleme amacındaysan veya ermeniler eurosikyon videomuzun altına küfür edip durmuşlar cevap verelim beğene tıklayalım kafasındaysan ya da hala karşıma geçmiş burası Türkiye herkes türkçe konuşmak zorunda diyorsan, ya da vatan millet sakarya mottosuyla yaşıyorsan, süpersonik kanal projesini sırf taraftarı olmamayı seçtiğin adamlar "tekrar" gündeme getirdi diye sikkodan bu yeaa diye nitelendirebiliyorsan, aşkı kadın ve erkek yaşayabilir sadece diye sınıflandırıyor ve "ben kimsenin özgürlüğüne karşı değilim yeaa, sadece rahatsız oluyorum işte bu da benim en doğal hakkım" diyebiliyorsan ve bu rahatsızlığını dile getirmeyi erdem veya özgürlük sayabiliyor bir de anasını satayım, ciddi ciddi bu fikrin arkasına geçip savunabiliyorsan, standart internet kullanıcısı olmayı "engellenmemiş olmak" sayabiliyorsan, değişen bir şey olmayacak deyip "şimdiki gibi" den memnun olabiliyorsan, en fazla twit atıp sosyal ağlarda protesto etmekle yetiniyorsan bir şeyleri ve hala annen baban seninle aynı fikir de değiller diye onlardan uzaklaşıp kendine yeni adresler arıyorsan....

Hayatın boyunca tek bir kutsal kitabı okumadan ateistim ben diye ortada geziyor ve insanlardan özür dilemeyi zayıflık sanıyorsan, kendine yediremiyorsan bir şeyleri yanlış nitelendirebilmiş olabileceğini...

Gerçek senin için, senin gibiler için zaten bir anlam ifade etmiyor demektir. Çünkü sadece senin gibilerle mutlu olabiliyorsundur, sadece senin gibi düşünenlerin zeki olduğunu sanıp doğru söylediğini kabul ediyor, dünyanın herkes aynı şeyleri sever, düşünür ve yaparsa yaşanır bir yer olacağına inanıyorsundur, farkında bile olmadan ve bunun cennetvari bir yaşam olacağı yanılgısındasındır, maalesef.

Şimdi aziz gugıla git, gerçek nedir diye yaz ve kendini çook şanslı hisset.

mimi wonka

Developer

Cras justo odio, dapibus ac facilisis in, egestas eget quam. Curabitur blandit tempus porttitor. Vivamus sagittis lacus vel augue laoreet rutrum faucibus dolor auctor.

3 yorum:

hande cesur dedi ki...

keyifle okudum, aziz gugıla'ya çok güldüm.. kalemine sağlık..:)

(Süper)Cem dedi ki...

biz ona hazreti google diyoruz :p

hocam, insanlar dönem dönem takılıyorlar böyle şeylere. gün geliyor, siktiret abi, olmuyor işte diyorsun ama gün geliyor kendini eylem adamı buluyorsun. hayatın dönem dönem saçma bir şekilde yön değiştirmesi gibi yön değiştiriyor insanın eylemleri de. ben böyle olduğunu gözlemliyorum en azından. ve sonuç nihilist bir duruşa doğru gidiyor her zaman. değiştirebileceğimiz bir şey yok sonucuna çıkıyor önümüzde açılabilen kapılar. ya da en azından senin de bahsettiğin yolla değiştirebileceğimiz bir şey yok :)

kendi içsel dünyana dönüp, kendi içsel dünyanı mutlu edebilen insanlarla, seni mutlu edebilen ortamlarda, seni mutlu edebilen içkileri içip, seni mutlu edebilen filmleri izlemek ve hayatını kafanı kuma gömmüş bir şekilde, gerisini düşünmeyerek geçirmek en ideali gibi duruyor.

ama ertesi gün işe giderken gördüğün adamın senin hayatına etki edecek müdehalelerini görünce, iş yerindeki sinir katsayısını artırıcı etkenleri görünce dayanamıyor, yine düşünmeye başlıyorsun dünyayı kurtarmak için ehehe

gerçekler bellidir ama hayatın herkese adil olmadığı gerçeğini de göz ardı etmemek gerek. keşke herkes gerçek müslüman ya da gerçek hristiyan ya da gerçek ateist olsa. hakkını vererek, yaratılışının altındaki insani temeli yaşayarak inansalar problem olmazdı sanki ehehe neyse amk çenem düştü yine. yorum yaparken coşuyorum bişey yazmaya kalksam 3 cümleyi geçemiyorum. samfı

Adsız dedi ki...

yaz