Notlar.

by Şubat 21, 2010 4 yorum
Sevgili insanlar;

Hiç de mevsimlere falan benzemiyor insanlar. Mevsimler kıskanç değildir çünkü veya pişman olmazlar erkenden çiçek verdiği için ağaçlar. Doğayla hiç bir benzer yanı yok insanın. Savurup attığın çer çöp için deniz kabarıp çemkirmez sana hakkı olsa bile veya umursamadığın için çıkan yangında kül olan onlarca ağacın ruhu dadanmaz sana. İnsanın doğal olan hiç bir yanı yok. Doğup ölmesinden başka. Ne acı, yazık.

Sevgili elektronik ortam güncem;

Senden çok sıkılmış olduğum gerçeğini saklamak gibi bir amacım olmadığının farkındasın biliyorum, bir ihtimal belki aramızdaki ilişkiyi kurtarırız diye düşünüp görünümünde yenilikler yapmaya sevk ediyorsun beni ama olmuyor. Kangren olmuş bir ilişkiyi kurtarmaya çalışan orta yaşlı insanlara benziyoruz çoktan bitmiş bir heyecandan geriye kalmış başka kırıntı var mı diye obur güvercinler gibi eşeliyoruz toprağımızı ama sadece köklerimizi kanırtıyoruz.

Sevgili Mimi,

İyisindir umarım çünkü ne kadar saçma sapan yaşamlar sürsen bile hiç bir şey için üzülmeye değmiyor. Mesela fotoğraf makinenin bozulmuş olduğu ve yaptıracak paran olmadığı gerçeği seni üzmeliyken hiç üzmüyor. Aynı şekilde hayatının fırsatını kaçırmış olduğun fikri dönüyor son 2 aydır kafanın içinde ama ona da üzülmüyorsun. Bu yaz yapılacak festivallere gidemeyecek olmana da üzülmediğin gibi bu dönem okula gidemeyeceğin gerçeği de pek umurunda değil. Müstahaktır sana herşey be güzelim.

Bizimle Afrika'ya gel diyen haberci arkadaşlarınla Afrika'ya gidip Dünya Kupası'nı izlemek mi? Ondan da emin değilsin çünkü bırak Afrika'ya gitmeyi fotoğraf makineni yaptıracak kadar bile paran yok demiştim az evvel malumun. Yine de üzülmüyorsun ha?

Çalışman lazım yoksa annenler seni akıl hastanesine kapatacaklar. 1 ay boyunca evden çıkmayıp film izlemek ve kitap okumak delilik sayılıyor şu günlerde. Onlara da hak veriyorum.

Sevgili elektronik ortam güncem;

Ne seninle ne sensiz diye bir cümle var ya. Bence bu cümleyi bizim için söylemişler. Bütün iplerin benim elimdeyken bile senden ayrılamıyor olmam ne tür bir deli olduğumun gözler önüne serilmesi demek farkındayım.

Sevgili yarenim;

Olurda bu yaz bize gelemezsen eğer annemin geçekten hayatta olmadığına dair düşünceleri biraz daha gelişip, beni akıl hastalığıyla itham eden psikopatların eline koz verecek yeni bir veriye dönüşecek. Ayrıca küçük kız kardeşimin "bir üniversitede birlikte okuyalım abla" demesi her ne kadar onun benden ayrılmak istemediği anlamına gelse de benim çok uzun bir süredir aynı yerlerde takılıp kaldığımın farkında olmadan dillendirilmesi manasına geliyor sanki. Diyorum ki hadi ben asla maaşlı bir eleman olmayacak, evlenip çocuk çocuğa karışamayacak ve kitapları arasında yaşlanıp gidecek bir hayat öğrencisi olmaya devam edeceğim, sen de yanıma gelip bizimle takılır mısın ki?



Ve son olarak;

Kär B.

Kanske på något annat liv.

Fotoğraf: tristyn

mimi wonka

Developer

Cras justo odio, dapibus ac facilisis in, egestas eget quam. Curabitur blandit tempus porttitor. Vivamus sagittis lacus vel augue laoreet rutrum faucibus dolor auctor.

4 yorum:

(Süper)Cem dedi ki...

"aa yaşıyormuş" :p

bu kadar kasmayınız kendinizi sevgili mimi. hayat rutin ve sıkıcı olabilir ama aslında arada bir sıkıcı gelen şeyler bile eğlendirebiliyor insanı. sıkıcı olan kendimiziz yani. öyle işte, arada bir göster yüzünü..

Chopartypical dedi ki...

insanla doğa arasında + bir bağ "çay".

ikiside durdukça demleniyor.

uzun zaman ardından okuduğum en akışkan çümlelerle dolu bir yazı.

kanaatimce demlenmek ve yerinde durmak arasında ince bir çizgi var.

La Santa Roja dedi ki...

Yapamayacağını söylediğin şeyler pek de matah şeyler olmadığına göre no panic. Arada dinlenmek gerek, sonra akıyor yolunu buluyor su.

Alässe_isis dedi ki...

gelecek planlarında yapacak daha önemli işlerimiz olmadığını biliyoruz zaten. tüm gün bir kafede oturup bağımsız satır başları konuşmak her halükarda ilk tercihimiz olacaktır. kahvenin ve malboşun dibini gördüğümüzde de gerçeği paranoyayı birbirinden çoktan ayırmış oluruz zaten mimi hanımcığım, şimdilik yaslanın koltuğunuza, bilgisayarınız kevin spacey sesiyle size seslenmediği sürece de kolay kolay kıçınızı kaldırmayın, elektronik ortam bizsiz de bir süre idare eder nasılsa.