...Approaching me quickly!

by Ağustos 15, 2008 3 yorum
Gidip bulaşık makinesini doldurmam gerekiyor. Bu akşamın bulaşıkları aslında, küflenene kadar 2 hafta dayanırlar belki. Çekirdek çıtladım televizyon karşısında, Mel Gibson'lı İşaretleri izledim yine, yeniden. Akşama doğru donup kalan iPod bu günün sıkıcı biteceğinin ilk işaretini verdi bana, Mel Gibson ne yapsa boştu yani, ama yine de kıramadım kendisini, küf kokan yorumlar bile yaptım. İyi günümdeyim diyerek bilipte bilmemezlikten gelmek istiyorum, gelir misiniz ki? Üşenmezseniz edebiyat terimini yorum olarak yazarsınız belki.

Kuş uçmaz kervan geçmez bir yere çöreklenesim var. Bir de kırmızı 58 model bir Cadillac olsun yanımda, Eldorado belki... Çalışması gerekmez, konuşmak için istiyorum.

Çok "insan" hissediyorum kendimi bu günlerde. Her duyguyu abartarak yaşamak istiyorum. Kusmuk analizler yerine, analitiksiz kusmuklarla oturuyorum. Analitiksiz diye bir kelime yoktu değil mi? Çözümsüzlük kabul edilemez çünkü. Rüyalar bile analiz edilirken analitiksizlik ne demek ki zaten.

Şu son yazdıklarımla çok eğlendim. Kendi anlattığını anlamayan... Güzel, güzel...

________________________________

İşin aslı, dün çok güzel bir şey söylendi bana.

- Kendi seviyende birileriyle muhabbet etmelisin.
- İyi bir şey mi söyledin yoksa kötü bir şey mi?
- Senin için iyi benim için kötü.
- Ahaha... İyiymiş.
- Sıkılıyorsun değil mi?
- Yok yahu iyi böyle.
.
.
.


Şimdi sen bişi anlamadın belki ama ben kahveme süt eklerken acı acı gülümsüyordum içimden. Ciddiye alınmanın derecelerinden biri ve en kötüsü "çok" ciddiye alınmaktır çünkü. Pek meraklıyız birilerine kendilerini birşey sandırmaya. Çok büyük kötülük değil mi? Düşmanlık böyle bir şeydir işte. Narkissos gibi... O zaman bitmiştir işi.

Çok çekirdek yemekten midem bulanıyor. Gidip kusmayı planlıyorum. İyi geceler insanlar.

mimi wonka

Developer

Cras justo odio, dapibus ac facilisis in, egestas eget quam. Curabitur blandit tempus porttitor. Vivamus sagittis lacus vel augue laoreet rutrum faucibus dolor auctor.

3 yorum:

(Süper)Cem dedi ki...

hehehe Sen Mel Gibson falan deyince ben de şöyle bi düşündüm ve madem param yok, o halde bu haftasonumu evde kanırta kanırta film izleyerek geçireyim. oh be. bira, patates kızartması ve mısır olaylarına girelim. muhteşem muhteşem!

Alässe_isis dedi ki...

herşeyin zıttıyla var olduğunu kabul edersek analizin zıttını da bir araştırmak gerek. tabi kabul etmesek ölür müyüz? hayır.

midenin bulantısı çok çekirdek yemekten değil de kahveye süt kattığın için bence. yani senin yerinde olsam ve midem bulansa, suçu çekirdekte değil güzelim kahveye katılan sütte arardım.

Buzcevheri dedi ki...

Alässe_isis ne kadar da haklı. Bazı şeyler zenginleştirilmemeli. Sade tüketilmeli. Kahve de öyle... Çaya da şeker katılmamalı. İlk başlarda içilmez geliyor ama 1 haftaya kalmaz müptelası oluyorsunuz. Çayın kahvenin tadına varıyorsunuz.

Ben de simsiyah 71 model Plymouth Hemi Barracuda istiyorum.