güncel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
güncel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Temmuz 2016

Kırlangıç Sorunu





İki yıldır ormanın ortasına inşa edilmiş güzel bir sitede yaşıyorum. Neden ormanın ortasına inşa edilmiş güzel bir sitede yaşıyorsun Mimi diye sorarsanız eğer elle tutulur gerçek bir neden verememekle birlikte, kolaya kaçıp şehrin gürültüsünü bırakıp doğaya yakın olmak gibi bir cümle zırvalayabilirim. Yaklaşık 10 yıl sonra yaşadığım sitenin etrafındaki yeşillikten eser kalmayacak tabi ki. O zaman ben ve başkaları da hayatta kalan bir başka doğa alanını talan etmeye gideceğiz herhalde.

Geçen sene sitemizin en büyük sorunlarından biri kırlangıçlardı. Sevgili kırlangıç kuşları eskiden evleri olan yere, gelip 100 küsür hanelik bir site inşa eden insanlara ayak uydurmaya çalışıyorlardı tabi. Çatı saçaklarına, balkon diplerine yuva yapmaya çabalayıp hayatta kalmaya uğraşıyorlardı. Tabi ki doğal şekilde yaşayan bu hayvanlar balkon zeminlerini pisletip, taşıdıkları çerçöpü etrafa saçıyorlardı. Sonra sitemiz sakinlerinden emekli bir beyefendi bu kırlangıç sorununa bir çözüm bulmalıyız önerisi getirdi. Herhalde bir çözüm bulundu ki bizim garajın içerisinde yaşayan 4 adet kırlangıç dışında etrafta başka kırlangıç görünmüyor pek. Belki de ben görmüyorumdur.

Zaten artık daha güzel bir yeni sorunumuz var. Başlık: Eşek arısı sorunu. Etraftaki kırlangıçları kovalayınca, bir başka sorunsal ortaya çıkacaktı tabi ki. Geçen hafta kuzenimin minik kızının elinin kocaman şişmesine neden olan bu vahşi doğanın minnak böcekleri, kırlangıçların bıraktığı balkon köşelerine kendi yuvalarını kurmaya başlamışlar. Yakında aynı emekli beyefendinin yeni bir sorun önergesi ile ortaya çıkmasını bekliyorum.

Şu an için peçeli baykuşlara, çakır kuşlarına, kızıl şahinlere ve yaz atmacalarına laf eden yok. Sabahları yırtıcılar 6 -7 arası evlerin çatılarında görünüyorlar, site üstünde uçuyorlar ormana dalmadan önce, pençelerinde avları ile süzülürken görünüyorlar falan. Geceleri de baykuşlar çatılara oturup sağa sola sesleniyorlar. Bilemiyorum belki yakında onlar için de bir sorun önergesi alırız. Yaban hayat için tehdit oluşturuyoruz insan ırkı olarak. Çok haklı nedenlerimiz var çünkü balkonumuz kirleniyor, çocuklarımız tehlikede.

Kimse de demiyor bizim burada ne işimiz vardı yahu diye. Ben bile, yapmış olduğumuz saçmalığın ne derece büyük ve ahmakça olduğunun aydınlanmasını yeni yaşıyorum. İş işten geçti tabi ki. Etrafta başlayan diğer site inşaatları mı saymamı istersiniz, havaya, suya ve toprağa saldığımız bilumum zehirleri mi? Dünyanın en berbat mahlukları olup da dünyaya hakim olduğumuz trajikomik bir gerçek. Bundan sonra minimum zararla yaşamaya çalışsak ne olacak, ne değişecek ki?

Haftaya, site sakinlerimizin facebook hesaplarında “bu sıcak havalarda kedişlere ve köpüşlere bir kap su verin” mesajları paylaşıp da gerçekte site içine giren başıboş kediş ve köpüşlere nasıl davrandıklarıyla ilgili yazımı yine bu sayfada okuyabilirsiniz.

İyi kal okuyucu.


Sakın;   “…ama modern yaşamın gerekliliği buna neden oluyor maalesef, insanların doğal yaşamı korumak için yaptığı çalışmalar var bir sürü…” bıdı bıdısı da yapma yorum kutuma, çirkefleşirim.

04 Nisan 2010

Bu Bir Mimi Wonka Çıkarımıdır.

Gece 3 olmuş, saatler geçiyor sabah olacak malum.

Gece yarısını biraz geçerken film izlemeyi planlıyordum ki televizyonu açma gafletinde bulundum, hava durumuna bakmak için. Zapping mahkumları gibi hava durumu ararken Bayülgen acaba ne yapıyor bu gece diye merak ederek Disko Kralı'nda duraksadım. Ve tüm konuklara hayran kaldım izlemeye devam ediyorum güzel güzel...

Şimdi kimseye laf atmak ya da birilerini eleştirip prim yapmak gibi bir amacım yok. Ki zaten ne ünlüyüm ne de gazetelere hakkımda haber yaptıracak kadar zenginim, prim kelimesi cümleyi tamamlamak için kullanıldı yani. Her neyse söylemek istediğim şey; şu programa üniversitlerinin adıyla konuk olup İsmail YK parçalarına eşlik eden Atilla Taş "bu fasulyaaae yeddi buççuk liraaeee" derken dans eden ve Metin Türkcan içler acısı sesiyle 40 küsür yılına ihanet ederken kafa sallayan genç insanlar yok mu? Oyuncu olan herkesin kafadan oscar kazandığını düşünen bir hanım kızla, başarırım sandığı bir işi yüzüne gözüne bulaştırdığını düşündüren hayalleri yıkılmış karikatüristi dinlerken "cool olma ve diğerlerine akıl öğrettiğini sanma" notları tutan bukalemun mizaçlı, öğrenci kimlikli insanları diyorum.

Hani Elif Şafak hanımın bir programda sorulan soruya cevap olarak yarınlarımız için bu ülkenin üniversite gençliğinden umutlu olduğuna değindiği konuşmasının özneleri olan gençler... Teoman'ın "o salaklar..." diye özetledikleri, üniversiteliler...

Hah işte o gençler ki çoğu benden en az 3-4 yaş küçüktür, kelimenin cuk oturup anlamını zenginleştirdiği haliyle ne kadar "boş"lar fark ettiniz mi? Bu geceki programı izleyip izlememeniz konu değil tabi, sadece bu gecenin Disko Kralı bahsettiğim konu hakkında bir şeyler yazmamı sağlayacak kadar etkiledi beni. Bayülgen'in cumartesi geceleri eğlenmek içindir mantığıyla hareket ettiğinin farkında mısın deyip, stüdyoya umarsızca eğlenmeye gelmiş gençleri boş olmakla itham etmemim yanlış olduğunu düşünüyorsunuz belki de.

Benim anlayamadığım, hayata karşı duruş, olaylara bakış ve seçilen yolda geliştirilmeye çalışılan kişilik sırf cumartesi akşamı dışarı çıkıp eğleneceğim diye bir kenara atılan, 3 saat için görmezden gelinebilecek değerler midir? Özellikle ülkenin genelini oluşturan popülasyon için?

Jenerasyonuma ihanet sayılacak sözler ediyorum sanırım.

Okan Bayülgen'i severim, sevmeyi boş verelim saygı duyarım, kopmak istemediği işinde çabalıyor yıllardır. İşini iyi yapıyor diyemem belki ama benim kanaatim de pek kimsenin umurunda olabilecek bir değerlendirme sayılmaz. Geçmişimle bugünümün arasında zerre kadar benzerlik olmadığının kanıtıdır sanırım artık bu programı beğenmiyor olmam. Bu cümlenin kiminiz için açık bir hakaret olabileceğinin farkındayım ama benim için içimi rahatlatan güzel bir tespit.

Kısa kesip şunu sormak istiyorum, sizce de "bu ülkede......" diye başlayarak cümleler kuran ve sistemde eksik/yanlış gördüğünü eleştirilen birilerinin (sadece Bayülgen değil) eleştirdikleri eksiklikler sayesinde saygı görüyor olması acınılacak bir durum değil midir?

Ellerinde değişimi sağlayabilecek imkanlar olan insanların "yerinden olmamak, rahatını kaçırmamak" için halk bunu istiyor demesi ne büyük bir ihanet.

Gençler umarsızca eğlenirken dul kadınlar ve adamlar tekrar evlenip mutluluk oyunu oynuyor, biz de haberlerde şirinleri görebilme hevesindeki uslu çocuklarız işte.

Görüşmek üzere okuyucu.

17 Ekim 2009




Sabah gazetelere bakarken bir dizi oyuncusu rol arkadaşına aşık olmuş, nişanlanmışlar diye bir habere gözüm çarptı. Yahu sizce de bizim ülkemizde gerçekten de sıkca karşılaşılan bir olay değil mi bu? Dizi çekiminde aşık ol sevgilini, eşini terk et rol arkadaşınla birlikte olmaya başla, çünkü biz aşık olduk falan diye açıklamalar yap. Açıkcası bana çok garip geliyor, tabi ki insanlar aşık olur ama düşünüyorum da bizde ki oyucu diye geçinen tiplerin profesyonellikten bi haber olmasıyla ilgili bir durum olsa gerek bu. Rol yapmayı beceremedikleri için her öpüşme sahnesini, dram dolu aşk hikayesini gerçek addedip, süregelen hayatlarında saçmalıyorlar. İnsanlar garip. Allah mesut etsin tabi.



09 Ekim 2009



31 saattir uyumadım ve hala matematiksel hesapların peşindeyim.

Çok okuyan mı bilir çok gezen mi okuyucu? Dur sakın cevap verme hileli soru bu. Ayrıca paran yoksa ne okuyabilirsin ne gezebilirsin? (soru işareti yanlışlıkla koyulmamıştır, uykusuz olmam yazım hataları yapabileceğim anlamına gelmez, düşme bu gaflete şunun şurasında hatrı sayılır bir mazimiz var seninle, canım okuyucu.) Ya da vazgeçtim, zaten düşünüp de bir şeyler yazıyor değilim şu sayfaya kaç yıldır, hiç de öyle soru cevap, kültürel ve sosyal mesaj kıvamında zırvalayamam.

Gidecek konser, görecek film-oyun, dinlenecek albüm, hayran kalınacak sanat eserleri yok hiç derken; kendi ukalalığımın içinde boğularak bir yazı daha heba ettim gitti, tembellikte çığır açtım. 1-2 haftalık tatil kaçamaklarında bile sezon sezon dizi izleyip, yığılan kitaplarını bitirme hevesinde biri olunca zor zaten eğlenip gülmek falan. Plaja gidip "neden bu kadar çok kum var amk, ağzım gözüm kum oldu" diyen birinden sen daha ne beklersin okuyucu? Zaten bir şey beklediğin yok biliyorum, bekleme zaten 789!

- Sabah sabah bu sinir niye Mimiciğim?
- Okula gitcektim olm ben bugün, unuttum ama olsun güzel kahvaltı ettik demi?
- Moore.
- Hea!?
- Moore-Kutcher? Değişti mi ki soyadı?
- Tadım kaçtı yemin ediyorum!

Taksim ne hale geldi öyle peki? Ona ne diyorsunuz? Hani nedir her gün kullandığın bankamatiği yakıp converseler, nikeler geçirilmiş ayaklarınla camlara tekme atmalar falan. Soruyorum, ne yani sen hiç kullanmıyor musun bankaları da gidip marjinal eylem deyip vandallığın gözünü çıkarıyorsun. Açsana bi cüzdanını allahaşkına nedir olay bir bakalım, bu kadar radikal eylemlerde bulunan insan gerçekten soyutlamış olmalı kendini evrensel toplumdan, yoksa bu hareketlerin sahibine vandal olduğun kadar aptalsın da derim, hiç çekinmem.

- Ya tabi, git sor bunları anında dalsınlar sana orda, kim misketlediye git.
- Ahaha kim misketlediye git ahahahakckdlsflkşs. İyiydi bu evet,öpüyorum alnından.

Ne oldu? Gidip gezi parkındaki eski kitaplara, afişlere, plaklara dadanıp sarı kokulu eşyaları elleyemedik! Sahaflara gitmek lazım artık, vakit bulabileceğiz de sanki, peh!

Müzik de dinliyorum tabi, Deathstars'ın yeni albümünü dinlemeyip, Rammstein'ın Pussy'sini izlemeyen kalmamıştır umarım. Eskilere dönüp Mando Diao dinlemek isterseniz de sorun olmaz yani. Ardından bir de The Darkness, ki ne güzel gruptun sen be The Darkness. Hatta => :( The Darkness.

Yahu zaten bu blogu okuyan minik kitlemin büyük çoğunluğu (okuyucu sayısının az olmasını eleştiren ve suçu kendisinde aramak yerine "aman okumayan okumasın lan" diyerek çirkefleşen yazar betimleyişi.) LastFm'de arkadaşım, açın bakın azizim, ben bakıyorum ara sıra sanatçı araklaması yapıyorum ki Cem senin sayfandan hiç bir sanatçı araklamışlığım yok bak, o ayrı konu. (vaaay okuyucuyla direkt muhabbete girmek, breh breh...) Breh breh ne lan sadfafdakkalfaş:D Çok eğlendim bir an, neyse

Saat 11 olmuş ki bence giderim okula bugün, evet. Araya 1-2 fotoğraf da sıkıştırıp kalkıyorum.
Öperim,saygı-sevgi, esen kal.





31 Ocak 2009

politik fikir şeysi.

Selam insan.

Davos'ta krize neden olmuş bizim Recep Tayyip Erdoğan.Yazacaktım aslında ama biraz durup bekledim bakalım neler diyecekler diye. Uydudan canlı kanlı izliyordum bende, tıpkı bir araştırmacı gazeteci edasıyla, çok eğlendim açıkcası, Erdoğan'ın David Ignatius'a aparkat indireceğini düşünmüştüm, tam da sağında oturuyordu zaten, iyi bir seyirlik olurdu bence. Ama olmadı, onca siniri Perez'e ettiği bir kaç hakarete varan cümle ile geçiştirdi (ki haklılık payı olsa bile edilmeyecek laflardı) Ignatuius'u (nasıl telaffuz ediliyorsa) da paneli terk ederek protesto etti. Ama fark etmişsinizdir nasıl kıpkırmızı oldu sinirden. Hele David beyamca iyi kurtuldu lan, piçak falan da çekebilirdi o an, yanağa bir faça falan, olur olur yani. Farklı bir tavır koyma oldu ama iyi oldu. "Türkiye çadır devleti değildir!" lafını da sevdim ayrıca, gerçi şimdi İsrail heyetinin Türkiye ziyareti sırasında bu başkanlar 5 saatlik bir görüşme yapmışlardı sonra da dostça ayrılmışlardı falan, ardından (3 bilemedin 5 gün sonra)İsrail Filistin'e bomba yağdırmaya başlamıştı. Düşününce "kime ne yutturuyorsunuz lan!" diyesim de gelmiyor değil. Ama durup izlemek lazım biraz daha bakalım, neler olacak. Hem bendeniz facia ibremi çoktan Obama'ya ve Afganistan-Pakistan politikasına çevirdim. Obama Pakistan saldırısı ile ilk siftahını hiç gecikmeden yaptı. (ki adam daha seçilmeden öce demişti "Pakistan'ı vurabilirim, El Kaide ve Taliban'ı bitirmek istiyorum." diye. Dememişmiydi? Demişti abi, aç bak var, okudum ben NYT'da) Bush düşüyordu falan gülüyorduk lan en azından.

Neyse; çok sıkıcı konular bunlar harbi, yani kendileri bile ne yaptığını bilmezken bu adamların ne yaptığı ve yapacakları hakkında fikir yürütmeye çalışmak... Gerçekten çok saçma ve gereksiz.

09 Ocak 2009

.
.
.

Şimdi işin ilginç yanı gazetecilik okuyor olmama ve hocalarımın bana bakıp "senden ya ekonomi ya da siyaset yazarı olur yavrucum" demelerine rağmen zerre haz etmem politik konulardan. Siyasetten anlamam demiyorum, az buçuk fikir beyanatı bile yaparım bazen bazı insanların arasında bazı muhabbetler sırasında ama nedense başlattıkları şeylerin sonunun ne olacağını bilmeyen insanların işlerini konuşmanın herhangi bir farklılık yaratmayacağı kanısındayım.

Az Buçuk Ne Oldu Ne Bitiyor Ne Olacak Beyanatı;

İsrail'in Filistin'e saldırması olayını kınıyoruz hepimiz değil mi? Kınamamak imkansız mail kutularımız dolup taşıyor kendi memleketini parayla satanların fakir halkı ortada bırakıp gitmesine bir ses çıkarmamız lazım değil mi? Meydanları doldurup Hamas sloganları atmak çözüm çünkü evet. Hazırlıklı ol okuyucu çünkü daha çok mail alacaksın ve haberleri izleyemeyecek duruma geleceksin. İnsanların (din dil ırk farketmez) ölümlerini izleyeceksin haber diye, aslında hiç bir ölüm haber değeri taşımıyor biliyor musun? BBC'de 10, CNN'de 8 saniyelik altyazı değeri var ölenlerin. Aslolan diplomasi, aslolan toprak, aslolan silah ve güç.

Hazırlıklı olmak lazım çünkü her ne yaptıysak olmadı. Ortadoğu'da İsral'i ehlileştirme çabasına giren sayın Başbakan'nımızın "zorunlu" başarısızlığının sonucu karışan işler benim fikrime göre daha da kötüleşecek. Nasıl? Filistin'den sonra önce Lübnan'a sonra da Suriye ve Mısır var sırada. Komplo teorisi falan değil kağıt üzerinde koordinat belirleme...

Birleşmiş Milletler'in bu kadar acizleşebildiğine ne demeli peki. İsrail'i kınama kararı alıp Amerika tarafından durdurulan ve veto hakkını bile kullanamayan bir Birleşmiş Milletler! Komik değil mi? Ne kadar işlevsizmiş Birleşmiş Milletler.

Hadi teori üretelim; Araplar birleşmiş(!) İsrail'e karşı saldırı hazırlığı başlıyor.

1- Selam 3. Dünya Savaşı, biz maymunları bekliyorduk...
2- 3. Dünya Savaşı mı? Amerika İsrail'i vurdurmaz!
3- Rusya, Kuzey Kore, Çin tek bir ağızdan "Amerika, Amerika biz varız burda."

Saniyesinde Dünya Savaşı çıkardım değil mi? Korkma ama gidişat bu. Çok beklediler zaten ben daha erken bekliyordum.

Mülayim müslüman Türkiye'ye ne olacak peki?

Bize bir şey olmaz, hani şakasına değil, gerçekten bir şey olmaz. Hiç bir şeyimiz yokken savaşlar kazandık evet ama sıcak savaş bitti değil mi? Kimse cepheye inmiyor artık. Peki kim tek bir düğmeye basma cesareti gösterebilir?

Hadi bu sorunun cevabını arayalım.

Sonuç:

Teoriler bir yana şu an ki bu kavga bu savaş Vaad edilmiş topraklar için mi? Hayır, İsrail Hamas'ı istemiyor! Neden? Destekçisi fazla.

06 Ağustos 2008

Çöplüğüm (myspace'in Mimi Wonkacası)





Myspace Türkçe kullanılır olmuş.Uzak kaldım tabi haberim yok! İyi, hoşuma gitti "dünyanın en güzel dili benim dilimdir,Türkçe devam et bakiim lan" butonuna tıkladım. Bu Tom'a hala gıcığım yalnız. Hiç haz etmiyorum kendisinden.

13 Temmuz 2008

"neden böyle?" sorunu....

"Öss birincilerini değil sonuncularını ve neden sonuncu olduklarını izlemek istiyoruz" demiş sayın Hokkabaz , bu konu hakkında yazacaktım bende (gece gece başka işim gücüm yok malum) iyi ki göz atmışım bloglara dedim kendi kendime. Gözünüze Gözünüze adı nacizane bağlantı listemden ulaşabilirsiniz efenim okunulası bu yazının olduğu blog sayfasına, ama hadi üşenmiyorum size bir tıklatmaca koyuyorum.


Her sene birilerine anlatmaya çalıştığım ama "elden ne gelir, sen kitap yollamaya devam et" cevabıyla karşı karşıya kaldığım konulardan biridir, doğu illerindeki genç arkadaşların "neden böyle?" sorunu. Sadece sınavların olduğu zamanlarda değil genel olarak içimize oturan bir konu aslında bu. (hadi ordan sosyal kimliğini ortaya çıkarıp aferin lan Mimi dedirtmeye çalışıyorsun bize diyenlerin canı sağolsun)

Oturduğumuz yerden ahkam kesmek hepimize kolay gelir zaten, sizlerde haklısınız.

İzin almadan(pardon istemeden oldu:p) bağlantı olarak eklediğim şu yazıya bir bakın derim, bu konuda şu ana kadar fikir yürütmemiş insanlar olduğunu düşünüyorum ve bence haklıyım sevgili okur. Ama bu bir duyarsızlık sayılamıyor maalesef bizim toplumumuzda, benmerkezci yaşayışa sahip bir toplumuz çünkü. Ve nedense bizim yerimize de sesini çıkaran ve birşeyleri değiştirmeye çalışan insanların olduğu gibi bir gaflet duygusuna kapılmış durumdayız. Çok acınası bir düşünce şekli, dimi lan!?

Basın/Yayın işinin içinde olan (hadi daha mezun olmadım ama en azından kıyısından köşesinden yakalmış bulunuyorum) bir Mimi kişisi olarak, bu konuyla " neden" yeteri kadar ilgilenilmediğinin bal gibi farkındayım. Sadece benim farkında olmam bu ilgisizliği önlemeye yetmiyor tabi ki (i'm no superman metaforu) Demiyorum ki hemen bir dernek kuralım yardım yaparken arada yataklıkda yapalım. Bu tür lokal faaliyet olaylarının çoğuna güvenmeyen biri olarak o tür bir öneri ile asla kimsenin karşısına gitmem zaten. Sadece birilerinin "daha" haberi olmasını sağlamak gerekiyor.

Yani bir çeşit bilgi paylaşımı. Yani düşünmek için bile dürtülmeye ihtiyaç duyan toplumum insanlarını superpoke'lama olayı. Yani azizim, farklı insanlarla aynı ortamları tüketme aktivitesi içindeyken, sadece "nbr lan hacı durumlar nasıl" "yaa demi abi feci bişeydi manyak güldük bizde ahahaha" muhabbetleri yapmamak lazım. Sanma ki yaş ilerleyip kemaale (bu şapkalı a işini kaldırmayacaktı tdk) erme devrelerine girince sözün kaale alınacak. Yok öyle bir şey, ciddi konulardan da bahsedebiliriz genç bünyeler olarak. Toplumumuza bakmamak lazım yani.

Konudan saptığımı hissederek aklımda sıralanan diğer cümleleri yazmamayı doğru buluyorum ve diyorum ki; al o prestiji.........................

27 Nisan 2008

10. kez...
Temcit pilavi misali...
Bu inat niye...
Küçük saltanatınızı kaybetmediniz yine.
Hayırlı olsun deyip tebrik etmemiz mi lazım
Yoksa acınacak halimize oturup gülmemiz mi (?)
Kendini bilmezliğinizin esirisiniz Deniz bey!
Üzülüyorum bu halinize...

17 Nisan 2008

44. Uluslararası Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu

3 gündür deli gibi izliyoruz. TRT-2 14:00-19:00 arası reyting kazanıyor sayemizde.

Çok seviyoruz çok. Okul kapansın alacağız bisikletleri kendimizce turlayacağız.

Yarın saat 15:00 'de Marmaris-Fethiye etabı var, görsel bir şölenin zevkine varacağız demektir, içimiz ısınacak o görüntülerle, coşacağız yine ve "şimdi orda olup pedal çevirmek vardı" diye hayıflanacağız.

Vakti olan izlesin derim.

12 Nisan 2008

2. Ulusal Kariyer Panayırı hayatınızın fırsatı olabilir ...

...diye başlıyor yazı.

18 - 19 Nisan'da Harbiye Askeri Müzesi'nde gerçekleşecek olan bir organizasyondan bahsediyorum okuyucu. Şöyle ki; blog insanları olarak epeyce bir süre okul, kariyer, iş, güç, gelecek bıdı bıdısı yaptık. Yapmadık mı? Yaptık. Yani ben yaptım en azından yandan yandan kıvrıla kıvrıla. Gelecek biz istemesek de gelecek ve bir güzel çarpıştıracak bizi sağa sola. Çok feci lan :mü Neyse cıvıtmadan son 3-4 gündür abla kuzen kardeş dörtlüsü olaraktan gitmeyi görmeyi ve başvurular yapmayı planladığımız panayır ile ilgili bilgileri vereyim. Buyrun;

İpek Alpkökin 'in yazısı efenim, İşte insan'dan alıntıdır.

Kariyer hakkında merak ettiniz her şeyi bulacağınız bu etkinlikte, hayalini kurduğunuz şirketlere iş ve staj başvurusu da yapabileceksiniz. Katılımın ücretsiz olduğu Panayır'da değerli konuşmacılar da seminer verecek.


Kariyerinize yeni bir yön mü vermek istiyorsunuz? Size en uygun mesleği ve şirketi nasıl seçeceğiniz konusunda arayışlar içinde misiniz? O halde 18 - 19 Nisan tarihinde İstanbul Harbiye Askeri Müzesi'nde gerçekleşecek II. Ulusal Kariyer Panayırı'nı mutlaka ziyaret etmelisiniz. Çünkü iş hayatınızda yapacağınız yeni başlangıçlar için aradığınız fırsatı, bu fuarda yakalamanız çok mümkün. Zira Türkiye'nin en büyük firmaları, en tanınmış markaları Kariyer Panayırı'nda ziyaretçilerle bir araya gelerek iş ve staj başvurularını kabul edecek. İlki geçen yıl Nisan ayında gerçekleşen ve 50 firma ile 6 bin ziyaretçinin katıldığı Ulusal Kariyer Panayırı, bu yıl da Türkiye Personel Yönetimi Derneği (Peryön) ve İşte İnsan ortaklığında düzenleniyor. Turkcell, Eti, Data Profil, Eureko Sigorta, Finansbank, Avon, Carrefour Grup, Citibank, Grafton Recruitment Turkey, Türkiye Finans, Kariyer.net, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Anadolu Sağlık Merkezi, TNS Piar, Roka Davet, İletişim Atölyesi, Anadolu Grubu, Acıbadem, Akkariyer, DenimVillage, DHL Express, Efes, Ferroli, Kibar Holding, Koton, Makina Takım Endüstrisi, McDonald's, Mudo, Oxford House College, Sabancı Üniversitesi, TEB, Teknosa, Yapı Kredi Emeklilik ve Yeni İnsan gibi daha birçok firmanın katılacağı panayırda, katılımcılar hem saygın firmaları bir arada bulacak hem de firmaların yöneticileriyle tanışma imkanı elde edecek. Sunulan kariyer fırsatlarının haricinde panayır kapsamında düzenlenen seminerlerle ziyaretçilere, iş aramanın püf noktalarından doğru meslek seçiminin inceliklerine, görüşmelerde kişinin kendini nasıl ifade edeceğinden şirketlerin beklentilerine kadar birçok konuda eğitimler verilecek. Farklı sektörlerden katılımcıların tecrübeleri ve her sektör için çıkartılan yol haritaları da ziyaretçilerin kariyerleri için önemli ipuçları sunacak.

Turkcell de CV kabul edecek
Ancak panayırın belki de en önemli fırsat ayağı fuar alanında gizli. Panayır kapsamında kurulacak fuara katılan yaklaşık 100 firma hem açık pozisyonları hakkında duyurular yapacak hem de iş ve staj başvurularını kabul edecek. Örneğin, 2008 yılında personel sayısında yüzde 10'luk bir artış hedefleyen etkinliğin ana sponsoru Turkcell, katılımcıları grubun veri bankasına yönlendirecek. Her yıl yaklaşık 350 kişilik alım yapan Turkcell, grup şirketleri bünyesindeki 10 bin kişilik ekibini bu yıl 12 bin kişiye çıkaracak. Şirket ayrıca geçen sene 200'e yakın kişiye sağladığı staj imkanı için bu yıl da başvuru kabul edecek. Panayırın araştırma sponsoru olan TNS Piar da araştırma sektöründe çalışmak isteyen gençlerden CV toplayacak. Araştırma ve danışmanlık şirketi Grafton Recruitment Turkey de Kariyer Panayırı'nda CV avına çıkan şirketler arasında. Kariyerinde yeni açılımlar yapmak isteyen herkesin CV başvurularını kabul edecek şirket, bu CV'leri veri bankasına aktararak ilerleyen günlerde elindeki uygun pozisyonlara göre değerlendirmeye alacak. Grafton Recruitment Turkey'in stantında bulunan uzmanlar da iş bulma, işe yerleşme ve açık pozisyonlar konusunda bilgi almak isteyen ziyaretçilere yardımcı olacak.

Yaz stajı fırsatları
Fuar alanında iş ve staj başvurusu kabul edecek diğer bir şirket ise Yapı Kredi Sigorta Grubu. İdari ve satış kadroları için iş başvurusu kabul etmeyi planlayan şirket, özellikle satış ekipleri için uygun olabilecek adayları değerlendirme hedefinde. İstanbul'da satış ekiplerinde istihdam etmek üzere 25 kişilik alım yapacak grup, açık idari pozisyonları için de eleman avına çıkacak. Gelen staj başvuruları ise ihtiyacına göre grup içindeki departmanlara bölüştürülecek. Bu yıl endüstri, işletme, tekstil mühendisliği ve tekstil öğretmenliği mezunları için de panayırda önemli fırsatlar var. Bu bölümlerden mezun adayların başvurularını kalite, üretim ve planlama departmanlarında uzman olarak değerlendirmeye hazırlanan DenimVillage, tekstil alanında iki yıllık ön lisans mezunlarının başvurularını açılması olası şeflik pozisyonları için kabul edecek. 2009'a kadar 19 beyaz yakalı personel alımı yapacak şirket, ayrıca Trakya'da ikamet eden 12 yaz dönemi stajyeri alımı planlıyor. Merkez ve mağazalar için alımları devam eden Mudo da Kariyer Panayırı'nda kuracağı stantta mağazaları için asgari lise mezunu mağaza yöneticileri, satış danışmanı ve kasiyer adaylarının; merkez kadroları için de yetiştirilmek üzere üniversite mezunu adayların başvurularını değerlendirecek. Açık pozisyonlar da dahil olmak üzere yaklaşık 50 kişilik alım yapmayı planlayan şirket, yaz döneminde merkez departmanlarımızda değerlendirilmek üzere stajyer kabul edecek.

Her sektörden eleman ihtiyacı
Tüm pozisyonlar için başvuru kabul edecek olan DHL Express bu yıl ön saf olarak nitelendirilen satış, müşteri ilişkileri ve operasyon birimleri için alım yapmayı planlıyor. Satış, müşteri ilişkileri ve operasyon bölümlerine 70 kişi civarında alım yapacak şirket, staj başvurusu da kabul edecek. Kariyer Panayırı'nda ağırlıklı uzman, uzman yardımcılığı gibi yeni mezun ya da az tecrübeli kişilerin ilgilenebileceği pozisyonlarla ilgili başvuruları kabul edecek olan Efes Bira Grubu da ağırlığı zorunlu staja vermek kaydıyla, staj önerilerini değerlendirecek. Akkariyer Danışmanlık, Panayır'da kuracağı stantta sağlık sektöründe çalışmakta olan, kariyerini ilerletmek isteyen veya yeni iş arayışları olan kişilerin başvurularını kabul edecek. 2008 yılında 250 kişilik istihdam hedefi olan grup, 50 kişiye de sağlık
sektöründe staj imkanı yaratacak. İleriki dönemlerde organizasyonel ihtiyaçlar doğrultusunda değerlendirilmek üzere tüm başvuruları veritabanında saklayacak McDonald's, 2008 yılı için personel sayısını yüzde 15 artıracak. Şirket ayrıca yaz döneminde insan kaynakları departmanına iki kişi, finans, pazar geliştirme ve operasyon departmanlarına birer kişi olmak üzere beş stajyer almayı planlıyor.

İş dünyasının parlak isimleri
Panayırın diğer bölümünde ise iki günlük seminerler dizisi var. 18 Nisan Cuma günü düzenlenecek olan seminerlerde Unitim Holding İnsan Kaynakları Direktörü Melis Avalin "CV Yazım ve En İyi İş Bulma Teknikleri", BNB'den Bayram Ünal "Mülakat ve Başarılı İş Görüşmesi", TEB'den Nilsen Altıntaş "Kariyer Yolları / Bankacılık", Arkas Holding'den Bekir Kural "İş Arama Teknikleri / Şirketlere Nasıl Ulaşırsınız?", M. Cemil Özden "Üniversitede Okurken Kariyer", Egon Zehnder International'dan Murat Yeşildere ise "Yurtdışında İş Olanakları" konularında bilgi aktaracak. Etkinliğin ikinci gününde ise Boyden'den Nur Gedikali "CV Yazım Teknikleri ve En İyi İş Bulma Yöntemleri", Finansbank İnsan Kaynakları'ndan Sorumlu Grup Yöneticisi Hakan Alp "Mülakat ve Başarılı İş Görüşmesi", Sabah Gazetesi Köşe Yazarı Emre Aköz "Kariyer Yolları ve Medya", Kariyer Net'ten Yusuf Azoz "Türkiye'nin Yükselen Meslekleri", HP Türkiye Genel Müdürü Şahin Tulga "Kariyer Yolları - Bilgi Teknolojileri" ve Tülin Kermen "Stil Danışmanlığı" başlıklarında seminer verecek.

05 Mart 2008

Kutlama Olayı...

Fenerbahçe'nin şampiyonlar ligi maçını izledik kuzenlerle... Avaz avaz bağıra çağıra... Pasif ofsayt dışında futbolla ilgili herşeyi bilen, anlayan ve çözen ben bir eğlendim bir sevindim ki sormayın.. Hep böyle yüreğim ağzımda maç izlemek istiyorum efenim. Tüm Fenerbahçelilere hayırlı olsun...

-Mimi, sırf Kezman için izliyorsun bu maçı değl mi?
-Ne alakası var kuzen ya futbolu seviyorum ben, sanki bilmiyorsun cıks cıks...
-Mimi bak bu maçı alalım Porto ile oynarız inşallah da sizin intikamınızı alırız.
-Heyt be kuzen, kardeş takımımızsınız bizim, ingilizlerden de alın intikamımızı olur mu?
-Maça gideriz Mimi, sen kara kartallara bürünürsün kanaryanın yoldaşı olursun..
-Olmaz mıyım kuzen, ama söz ver Kezman'la tanıştırcan beni, ya da sizin şu çevirmen çocukla,hani kıvır kıvır olan..
-Sen çok şey istiyorsun Mimi...
(ikinci 15 başlamak üzeredir...)
-Bu maç penaltılara gider kuzen, bak görürsün.
-Volkan kaledeyken bir şey olmaz Mimi.
-Evet de o saçları kesmeyecekti be kuzen.
-Öff Mimi başlayacağım şu kadın gözüne senin.
-Tamam kuzen maç sonrası kutlamaya gidelim mi peki?
-Kazanalım ne istersen yaparız Mimi....

Kazandık ama Mimi çok üşengeç olduğu için blog a yazı karaladıktan sonra gidip uyumayı, yatakta maçı düşünmeyi ve "Lan Kezman aslında hiç de yakışıklı bi adam değilsin o dövmelere şükret sen..." diye hatunsallığını konuşturmayı seçti...

Kuzenler çoktan bayraklarını alıp evi terk eylediler efenim... İyi geceler.

17 Şubat 2008

Az Buçuk Politik Fikir Beyanı

Şimdi efenim bildiğiniz üzre Kosova'nın bağımzılığını ilan etmesi eli kulağında. Ajans bangır gümbür aynı haberi geçiyor. Bayraktaki yıldızların hangi ülkeleri sembolize ettiği,yok Kosova caddelerindeki İngiliz ve Amerikan bayrakları, Kosova insanının şenlik havası vs vs...

Herkes bir bayram havasında, bağımsızlık bayram edilecek bir durumdur evet haklılar sevinsinler, hep bir ağızdan türküler söylesinler...

Peki bu arada ne oluyor, Dünya kamuoyunun bir kısmı ve Avrupa kamuoyu ile Türkiye kamuoyu Putin'in ettiği o malum cümlelere kızıyor. Nedir o cümleler? Aklımda kaldığı kadarıyla şudur;

-Kosova'nın bağımsızlığına kesinlikle karşıyız.Kosova'nın bağımsızlık ilanı uluslararası hukuk sistemine ciddi zararlar verecektir, Balkanlardaki istikrar için kötü sonuçlar doğuracaktır...

vs vs vs... Kremlin'de daha neler konuşuldu tabi ki de herkes buraya takılıp kalmış durumda.

Ben Putin'in İngiltere ve diğer Avrupa ülkelerini kastederek sarf ettiği şu cümleye ise öldüm bittim,yüzümde sinsi bir gülümseme ile dinledim. Nedir o cümleler? Aklımda kaldığı kadarylıa şudur;

- Sizler Rusya'nın bu bağımsızlığı tanımasını istiyorsunuz. Biz buna kesinlikle karşıyız ve önümüzde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti örneği varken, sizlerin bu isteğini de yerine getirmemizi isteyemezsiniz...

Yani;

Yemişim sizi Avrupa birliği devletleri, siz önce gidin kendi sorununuzu halledin sonra gelin bana ne yapmam gerektiğiyle ilgili akıl öğretin. Aklını kendine sakla İngiltere yemişim senin barışçıl politikanı, sen ne tilkisindir bilmez miyim ben!! Kendi çıkarım için böyle bel altı vurmaktan da çekinmiyorum işte oh olsun sana!! Sen git önce yıllardın göz ardı ettiğin K.K.T.C'yi tanı sonra gel vik vikle bakalım, belki o zaman dikkate alabilirim seni ki bak dikkat et belki dedim. Hadi bakiim yallah!!!!


Bu nasıl bir satıştır,bu nasıl bir laf oturtmaktır, bu nasıl bir çakallıktır sevgili okuyucu... Avrupa devletleri ki özellikle İngiltere nasıl da madara olmuştur... Tabi Vladimir amca bunu sırf işine "öyle" geldiği için söylüyor. Ama fena madara etti adamları hoşuma gitti o an ne yapayım...

Kosova'nın bağımsızlığı ile ilgili de diyebileceğim tek şey; Hayırlısı efenim ama olay kafalarınızın bağımsız olmasında biter, tükkan camlarına yalakalık bayrakları asmakla da olur tabi ama dökülen onca kan bu şekilde gerçekleşen bir bağımsızlık ilanıyla ne kadar şereflenir bilemeyeceğim...

Saygılar sevgili okuyucu...

Her Şey Yerli Yerinde

Babam öldü. (şekere bağlı kalp yetmezliği -covid nedenli- babam şeker gibi adamdı zaten) Yeğenim doğdu. (kendime teyze diyorum, hiç zorlanma...