eğlence etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eğlence etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Eylül 2008

Geldim Laan!..

Penguen'in hatırlayamadığım bir yaş günü kutlamasında sarf edilmiş bir cümleydi bu "Geldim Laaan!.." çok gülmüştük, hala da gülüyorum, yani eski zaman mazi olmuyor anlayacağınız... Neyse.

9 günlük bayram tatili diyerekten İstanbul'u terk eyleyerek ailemin yanına geldim cuma akşamı. Dünden beri de leş gibi hastayım. Sanırım otobüsten indiğim sırada geçirdiğim o titreme nöbetiniyle alakalı birşey. Oysa hava soğuk diye siyah montumu almıştım yanıma. Tedbirsizlik yapmadım yani. Eskiden hiç dikkat etmezdim böyle şeylere, 20 yaşına girene kadar üşümeyen, hasta olmayan süper güçlü biriydim sanki, yaşlandıkça kaybettim süper güçlerimi. İlaç kullanmaya karşı bir Mimi Wonka olduğum için çorbalar ve çaylarla kendimi tedavi ediyorum, naneli şeker, sıcak şekerli suya 2 damla limon ve çay vazgeçilmezlerim. Tatil bitimine yakın iyileşirim diye düşünüyorum. Bakalım...

Ablam Google Chorme kullanıyor, o yüzden evdeki masaüstüne de indirmiş bu mereti. Ateşli tilkimiz yerine onu kullanayım dedim, blog yazılarınızı ordan okudum, hoşuma gitti. Minimalist pencere düzenini sevdim en çok. Gerçi bir kaç ayar lazım sanki, özellikle yazı karakterleriyle ilgili... Geldiğimden beri internete bakmak gelmedi içimden, malum hastayım, ayrıca muhteşem insan ablamla laklak edip film izledik. O yüzden biraz film muhabbeti yapacağım;

İlk olarak John Woo'nun Chi Bi filmini izledim,( sonunda!..)
ikinci bölümü bekliyorum dört gözle. Aralık'da Asya'da vizyona girecekmiş. Asya dışında tek bir film gösterimi olacağını okumuştum, 2 ayrı film yerine tek film olarak vizyona sokulacakmış Chi Bi. Tabi bizim ülkemizi Asya mı yoksa Avrupa mı olarak görüyorlar tam bilemeyeceğim :) Asyalılara göre Avrupalı, Avrupalılara göre Asyalı olmak garip bir durum tabi. Chi Bi izlenilesi bir film, Han Hanedanlığı'nın son dönemleri ve Üç Krallık dönemine giriş sürecinde yaşanılan tarihi bir savaşı konu alıyor. Savaşın nedenini ilk filmin sonlarına doğru öğrendiğimde "ahh ahh" diyerek gülümsediğimin ayrıca altını çizmek isterim.

Sonra hayran kaldığım bir başka film daha var. Lonely Hearts... John Travolta, James Gandolfini, Salma Hayek ve Jared Leto tek kelimeyle harika oyuncular. Gerçek bir hikayeden uyarlanan film 1940'ların sonunda, Amerika'da "Lonely Hearts" lakaplı iki katilin Martha Beck(Salma Hayek) ile Raymond Fernandez(Jared Leto)'in hikayesini anlatıyor. John Travolta ve James Gandolfin'nin iki dedektifi canlandırdığı film izlemeye değer bir yapım. Hikayeyi Gandolfini'nin ağzından dinlemek ayrı bir keyif zaten.


Bir de Kilit diye bir tv filmi izledik Türk yapımı. Altan Erkekli, Gürgen Öz ve Vahide Gördüm başrollerde. Açıkcası ben pek isteyerek koymadım filmi, diski yuvasına doğru iterkene içimden "ya şimdi vıcık vıcık birşey çıkacak biliyorum" diyordum, hani Gürgen Öz faktöründen dolayı Altan Erkekli gibi bir ismi bile es geçmeye razıydım. Ama gelin görün ki çok eğlendim ve de hayran kaldım filme.
Uzun zamandır felsefe kokan türk yapımları izlememiştim(ki kaç yıldır izlemedim kısa filmler dışında türk yapımı)Sonradan öğrendim bu film vizyona da girmemiş tvde de gösterilmemiş, ilginç yani. Bulup izlemenizi öneririm; kilit açmada usta bir hırsızın, hapisten çıktıktan sonra taşındığı mahallede aşık olduğu hanıma yazdığı mektupla başlıyor film, aşık olduktan sonra hayatını sorgulayan bir adam ve eski zamanlardan çıkıp gelen geveze bir dolandırıcı... Birlikte banka soymaya karar veriyorlar ve olaylar karışıyor. Gülümseyerek izlenecek bir film. Arada geçen bazı cümleler vurucu, durup ne güzel söyledi yahu dedirtici. İzlemeye değer bir yapım bulun ve tadın derim.

Bu 3 naçizane film dışında Willem Dafoe filmi The Reckoning izledim. Konusu hoştu ama film biraz ağır kalmıştı sanki. Daha başka Adam Sandler filmlerine takıldım, You Don't Mess with the Zohan ve Mr. Deeds izledim. John Turturro ve Rob Schneider ile ayrılmaz olduklarını gözümüze soktular tekrar tekrar. Çok eğlendim ama. Özellikle Mr. Deeds'in sonunda "These things are damn fast!" diyerek son model arabasını ağaca çarpan çok sevgili Crazy Eyes Steve Buscemi'nin "I'm alright" dediği sahne için izlerim o filmi tekrar tekrar ehehe=)

Bir de bir reklam var tv'de dönen, bir internet sitesinin ya da öyle bir şeyin bilemiyorum. Mount Wroclai çalıyor. Ablam bunu duyunca bana dönüp "Vaaay senin Zach ayağa düşmüş bakıyorum, reklam müziği falan ne iş" diyor, dalga geçiyor. Sinir olup birşey diyemiyorum, şaşırıyorum ilginç diyorum. Harbi ilginç!
___________________________________________________________________

Çook Sonradan Eklenen Not: Yahu bugün F1 izledim hani hastayım falan, yatarak yapılacak en iyi aktivite de tv izlemek malumunuz, oturup F1 izleyeyim, hani eskiyi yad edeyim hoş olur vs dedim ama o da ne? Yarış gecenin bir yarısı yapılyor! Singapur'da ne zaman pist yapıldı da takvime eklendi onu da bilmiyordum (gerçi yeni eklenmiş takvime yarış sırasında öğrendim). 3-4 yıldır takip etmediğim F1 çok s.kindirik bir hal almış zaten hacı, bir kere neden yarım depo ile start alıyor arabalar anlamadım. Nerde o eski 8-9 saniyelik pit-stoplar, peheey!... Gerçi bayadır eski hız ve heycanı göremiyordum yarışlarda o yüzden kopmuştum. Yani yarış dediğin tehlikelidir, heycanlıdır, adamı hop oturtur hop kaldırır, yanlış mıyım okuyucu? Anlamıyorum o kadar gereksiz önlem niye alınmış. Önlem tabi ki de alınacak ama eski zevki alıp götürdükten sonra ne anladım ben yahu, markaların motor yarıştırma olayına dönmüş sanki, yan tarafta da lastik firmaları çekişiyor, sanki 10 tane lastik firması var hanunaaa! Kızdım yani yalan değil, birileri pite girecek de pit çıkışında öne geçme yarışı yapacak ya da start-finish düzlüğünde çekişecek veya bir kaç üfürükten virajdan sonra sağlı sollu geçiş arayacak da vs vs... Nedir bu ruhsuzluk yahu!... Ulan ben yaşlandım da eski heycanımı mı kaybettim yoksa bu Allahsızlar para uğruna tutkularından mı vazgeçtiler anlamadım, ya da para tutkusu adrenalin duygusunun önüne geçti bilemeyeceğim. Ha diyeceksin ki "lan Mimi ne biçim kazaydı abi kör müydün görmedin mi renoyu?" değildim abi ama heycan yaptıramadı bana o kaza, Massa'nın olayı da tamamen talihsizlik, F1 dediğin kazayla talihsizlikle heycan yaratmamalı, yani daha doğrusu heycan için bir kaza beklenmemeli ekran başında. Ok mi? Oh ayrı da bir yazı yazarım işte böyle not diye, sustum efendim tamam.

Pist güzel olmuş ama; Monaco'daki gibi tunel falan hoş yani. Ama Monaco daha güzel dimi.(?)

13 Mayıs 2008

Uludağ Üniversitesi 2008 Şenliklerinin Son Gününde Bende Ordaydım Yazısı...

Bursa'dan döneli 2 gün oldu. Ama öyle aman aman birşeyler yazacak halim yoktu. Leş gibiydim resmen. Yorgunluktan ve pislikten dökülüyordum. Savsaklaya savsaklaya içimdeki yazma isteği de yok oldu. Bakalım yazdıkça yazarım belki, başladım bir kere..

Fotoğraflara bakarken aklıma takılan bişi oldu sadece, onu öğrenmek isterim hani net alemi denk gelinir vs vs... Amfiteatrda bi grup izledik saat 4 falandı sanırım. Baya iyidiler zevkle dinledim, 6o'lardan çaldılar falan. Ama o kadar reklam yapıp(bilmem nerede bilmem kaçta her hafta programları varmışmış) isimlerini söylemeden gitmeleri çok komikti. Elinde mikrofon birşeyleri sunduğunu sanıp kendi çapında eğlenen güzel sarışında isimlerini söylemedi. En son Hound Dog çaldılar, iyi de icra ettiler, hoşuma gittiler. İsimlerini bilsem iyi olurdu, hani. Fotolarını şey ediyim hani görüp tanıyan bilen olur, sevabına isimlerini bildirsin bana, takıldım yau...




Feci elalem fotoğrafları çekmişim azizim. Bi de böle mal mal bakan insanlar falan girmiş kadrajıma, her bakışımda feci zevk alıyorum sorma ehuhehue :D Heartagram tişörtlü bi çocuk çekmişim, hatırlıyorum eli yüzü düzgün baya yakışıklı bi çocuktu falan fıstık. Tişörtü çekmişim sırtından işte o ara çocuğa bön bön hülyalı gözlerle bakan bi kız girmiş araya, en çok o fotoğrafı sevdim desem yalan olur ama, valla güzel olmuş be yau :D


Yediğimi içtiğimi de sayayım. Görsüzlük diz boyu zaten, benim neyim eksik lan. Yediğim dondurmanın haddi hesabı yok zaten, Magnum Double Çikolatalı, yemediysen ye tavsiye ederim, feci bayıyor çikolata çikolata ama yiyorsun yine de... Bir de pizzalar süperdi azizim, bol malzeme ince hamur, yanında sağlığa çok zararlı fareli böcekli buz gibi kolayla süper yedim, hayvan gibi saldırdım, daldım, parça pinçik ettim... Ablam bira karşıtı bir insan olduğundan bişi içemedik (gidip şarap nirden bulcaksak) o kadar bık bık ettim ama meğer alana alkol sokmak zaten yasakmış (?), bende anlamadım neden, içeri sadece üni. öğrencileri alınıyor ve içki sokmak yasak. O ne biçim şenlikmiş, dandirik konserlere bile kasa kasa taşıyorduk biz azizim. O kadar da bakındım birileri vardır demlenen bende gider merhaba der sokulurum diye ama görmedim kimseyi. Şaşırdım valla ne diim. Ha bak konser sırasında yanımızda bir hatun ve sevgilisi genç vardı, onlar portakal suyuna bişi karştırıp sokmuşlar içeri, kokusundan anlamadım neydi, kesin ucuz votkadır zaten. 2 yudumda yamuldu kız, ben fotoğraf çekerken omuz attı bana(!) dönüp baktım derdin ne der gibisinden, yayvan yayvan güldü falan, bende koptum:D Öyle işte, çok büyük kayıptı şenliğe gidip de içememek, yine sokardım içeri bişiler de işte, mekana yabancıydım daha ilk katılışım, seneye inş. karaborsa votka falan satarım, gitmişken para da kazanırım. Herşey gençler için, gençlik için!...


Uçurtma uçuranlar vardı ama uzaktaydılar baya, kalkıp yürümeye üşendim, sonra pişman oldum. İnsan langırtı varmış bir gün önce, kaçırmışım ona da baya üzüldüm. Öğrendiğim kadarıyla ilk gün Sertab Erener varmış. Ama eski şarkıları revizyona uğratıp saçma sapan bir hale soktuğu için pek dinlemeye giden olmamış, "şarkı nasıl revize edilir lan" dememe rağmen pek bişi anlamadım, daha fazla da sormadım zaten. Ben severim Sertab Erener. Uzun zamandır dinlemedim, izlerdim valla eski yeni fark etmezdi. (adi Dark insanı"ohh iyi olmuş dinleyememişsin" diye gevrek gevrek sırıttı feci kızdım, çıkarcam acısını, içimde kaldı.)

Saat daha 4 ikene, konser alanına gelip yer tutanları görünce bir fena oldum, pis pis sırıttım mirim. Güzel görüntüydü ama, yere çökmüş muhabbete dalmış genç insanlar falan. Aralarına daldım, hani belki vardır zulası olan diye, ıı ııh yanılmışım. Uludağ üniversiteli arkadaşlar çok cici insanlar, gıcık ettiler beni. Hepisine selamlar...



Yazık yau, saat 9'da sahneye çıktı grup. Baya beklediler yani... Konserde ayağıma basan çocuğu zıplıyorum bahanesiyle feci ezdim. Sonra baya muhabbet kurduk kendisiylen, zıpladık şarkı söyledik, su şişesi falan savurduk havaya, kapağı açıp şişe fırlatma fikri çok zekiyceydi, önümüzdeki carpe diem gençlik baya ıslandı. Konserin ikinci yarısında elini kolunu sallaya sallaya öne geçen torpilli insan ben, sonrasında görmedim o arkadaşı. Sigara için teşekkür edemedim bak, burdan edeyim bari, sağolasın hacı... Bir de sarılıp zıplayan iki genç arkadaşa feci çıkıştım "kadrajıma giriyonuz lan, sarılmadan dinleyemiyor musunuz" diye saçmaladım sinirlenip, onlardan da özür dileyeyim bari, isterlerse sevişirler bananeyse, sanki çoook önemli bişi yapıyormuşum gibi kızdım çocuklara. Küçük gördüm ya hönkürdüm resmen (hönkürmek diye bişi vardı ya, ya da benzer bişi gibi gibi...)

Duman ne çaldı pek hatırlamıyorum ama köprü altı çalmadılar, o kadar bağırdı yırtındı millet ama ıı ııh başaramadılar. Bi de ışıklandırmayı beğenmedim azizim, sönüp sönüp yanan bir an da parlayan ışıklar gıcık etti beni. Bir kaç iyi enstantanemin öyle içine edildi. Öyle anlarda iyi küfür ettim ana kumandadaki arkadaşa. Ayrıca o ne biçim bir dinleyicidir yau. Anladım Duman'ın dinleyici kitlesi belli de. Hiç mi konsere gitmedi bu arkadaşlar çok merak ettim. İnsan tepinme hızını ayarlar ki bir şarkıda tepinebilirken diğerinde kuruyup kalma. Bunlar boyna sarılıp sahneye baktı. Hiçbir azma eylemi yaşanmadı. Sıkıldım ara ara... Erdem'in dediği gibi kötü grup değil az bira vardır. Bira yoktu tamam da gençlik içmeden da azardı bizim zamanımızda, ne biliim azizim, bence izleyici sınıfta kaldı. (ben de otoriteyim zaten ehuhehe)





Neyse, elemanlar sahneyi terk eyledi, normal olarak "bi daha bi daha" nidaları yükseldi, ama kimse alanda beklemedi dağılmaya başladı. H. kimliğini kaybetmiş diye oyalandık bizde alanda, zaten ben bi kaç hatuna kulak misafiri olup "bekleyin yau bis e çıkmadan etmezler" dedim. Kıvırcık siyah saçlı olanı "bis?" dedi. Bi an ben mi yanlış söyledim lan falan oldum. Bu gençlerle vallahi anlaşamıyorum azizim, bildiğimden şüphe ettiriyorlar, akıllara zarar!


Bir de neden Batuhan Bey'in fotoğrafını doğru düzgün çekmemişsin diye bir sitem geldi, sevdiğim bir arkadaştan, hemen nedenini çiziktireyim, o da aradan çıksın. Sevmiyorum kendisini hem de ters köşedeydi kendileri, denk gelmedi pek fazla ehuehu:D

Başka bişi olmadı şenlikte, zaten son gündü, yavaş yavaş toparlanıyordu herşey, etraf çöp kaynıyordu. Çok az çöp konteyneri vardı yau. Pislikten kampüsteki kedi, kuş, böcek gibi hayvanlar bile kaçmıştı. Daha fazla çöp konteyneri koymalılar, tavsiyedir.

Arkadaşlarda kaldım işte. Ertesi gün ablamın mezuniyet yemeği için gidip elbise ayakkabı falan aldık. Zevkli hatunum ya, hazır gelmişken bize yardım et dediler falan fıstık. Yardım ettim tabi, onlar mağaza dolaşırken ben kapıda durup erik yedim, eski binaların fotoğrafını çektim. Sonra simit alıp tophaneye çıktık ki hiç akıl kârı birşey değil azizim. Tophane'ye çıkarken bacaklarım bir ara beni bırakıp gitti sandım. Ama hiç oturup dinlenmeden, ara ara durup fotoğraf çekerekten, bir inat ile çıktık. Çay yudumlayıp simit kemirdik, üşüdük... O gecede orda kaldım falan fıstık...

Off amma zırva style yazdım. Ben sıkıldım açıkcası. Tamam yeter bu kadar, eve geldim işte, bitti...

Bir ara da okula gitcem, kısmetse :D

11 Mayıs 2008

Bursa Günlüğü...2

Fotoğrafları arkadaşların pc ye çıkardım da, baya iyi çekmişim lan, övünmek gibi olmasın. Kaan'ın çökmüş gözlerininin karanlığı bile gecenin 10'u olmasına rağmen alenen ortaya çıkmış.(bu nasıl bir cümledir hacı!)


S: H. kızın çektiği fotoları neden feysbukuna koymuşsun hemen.

Mimi: Ehehe ne olacak yaw koy azizim.

H: Hiç yani S. herkes senin gibi mi? Paylaşımcı ol biraz..

S: Hadi ya bak hemen nasıl da hepsini koymuş, telifini öde kıza çabuk.

Mimi: Ehehe sende koyabilirsin feysbukuna sorun yok benim için.

S: Koycam tabi, seni de koycam sorun olmaz dimi?

Mimi: Benim fotoğraflarımı mı? Hani pizza tıkınırken falan çekildiğim?

S: Evet.

Mimi: Ahaha hayvan gibiyim yaw ahaha.. Aman olsun koy ne olacak, takılın istediğiniz gibi...


Ya okuyucu işte böyle... Bu bahsettiğim karakterlerin kim olduğunu bilenleriniz hemen feysbuku açsın, 300 küsür fotoğrafın büyük bölümünü bu iki hatunun albümlerinde mevcut.



Eve bugün dönerim sanırsam, daha kahvaltı etmedim falan... Çay içmem lazım azizim böyle keyfi yaparaktan. Bana evini açan S. ve H. mutfakta kahvaltı hazırlıyor şu an, çay da demlemişler .yirim onları ehehe...


Bir iki tane konser fotoğrafı koyayım okuyucu, Duman hayranı olasım geldi çektiğim fotolara baktıkça, o kadar yani 456 ehehe.. (takılıyorum hocam ehehe )










Güzeldi yaw güzel, eski tanıdıklar yeni tanışılanlar, konserler, uçurtmalar, amatör gruplar, pizzalar, çimler, çöpler vs vs...

Eve döneyim de uzun bir yazı çiziktireyim. Yaz fest.lerine resmen başladım okuyucu haydi hayırlısı, çook başın ağrıyacak...

10 Mayıs 2008

Bursa Günlüğü..

Dün geldim Bursa'ya, Uludağ şenliklerinin son gününe katıldım,. Duman konseri vardı, benimde güzel bir makinem ve tanışık olduğum insanlar.

Şimdi "Heykel'e gideceğiz hadiyin!" diye ayaklandı öğrenci evi ahalisi. Hazırlanmaya başlamaca... Uzun uzun yazmak lazım; yeni tanışılan insanları, tütsü(!) kokulu konseri ve de resim koymak lazım bol bol. En önden konser izlemenin ganimetlerini paylaşmak lazım.

Mimi: "Kaan gülümse hocam!"
S:"Deli misin gülümse diyor ya ahahah"
Mimi: "Ehehehe.."
Tanımadığım çocuk: "Aha güldü lan!"

Akşam evime dönerim sanırım, kendi ortamımda olmayınca rahat yazamıyorum. Bu kaçamak iyi oldu azizim, iyi.

30 Nisan 2008

Nihat Ziyalan sağol varol

Gece gece Dookieciğimle takılmaca, gece kuşu style her zamanki gibi. Acıktık(m) falan fıstık, o ara esc demişim gitmiş konuşmanın başları, amaaan sanki çok büyük olay, Nihat Ziyalan büyük adam azizim büyük!!

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
kendime resmen kahvaltı hazırladım Dookie:Ç

Sercan oto-ileti: Merve bende mutfaktayım acep Lake House filminde ki gibi yıllar arasında ki bağ da aynı mutfağı kullanıyor olabilir miyiz NN

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
ahahahahahaa klşklş

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
gelirken su getir la su almamışım, ya da bi çay mı demlesek dookieciğim yaw :D

Sercan oto-ileti: Merve bende mutfaktayım acep Lake House filminde ki gibi yıllar arasında ki bağ da aynı mutfağı kullanıyor olabilir miyiz NN

Sercan:
geldim

Sercan:
ama olmuo böyle

Sercan:
suyunu da kalk kendin al gel NN

Sercan:
benim her zaman yanımda 1.5 lt su bulunur bi kere .ş

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
benimde var ama masaüstünün orda oraya gidene kadar mutfağa giderim olum:D

Sercan:
ya canımcım

Sercan:
bak sen halen olayı kavrayamamışsın

Sercan:
ben masanın oraya hep su bırakırım

Sercan:
1 yıl bilemedin 2 yıl sonra

Sercan:
sen o suyu bulacak

Sercan:
içeceksin zaten

Sercan:
senaryoyu kavrayamadın heralde

Sercan:
NN

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
abart abart anasını satiim, yosunlanır lan:D

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
o kaar da değil

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
zaman mekan bıdı bıdısıymış

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
ya serrcan ben o filmin sonunu izlemedim ya

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
ne oluyo sonunda cd bozuktu benim ehii:D

Sercan:
söylemem kro.

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
hadi ordan sen şuna sandwich yiyorum kızım ya ellerim dolu yazamam desene:D

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
aç insan:D

Sercan:
o ha kopx

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
bildim dimi

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
klş

Sercan:
ben sandwich'i bitirdim bile

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
ooo asıl sana o ha

Sercan:
kendinle karıştırma beni .ş

Sercan:
o bakımdan o ha deme

Sercan:
litfen

Sercan:
ztn el kdr bile dğl

Sercan:
yaptığım şey

Sercan:
.ş

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
bakımlı insan seni göbek yapmıyım diye gece gece yemiyon bişi dimi seni seni...

Sercan:
ya ztn

Sercan:
var olan bir balkonum var

Sercan:
doublex yapmıyayım diyorum

Sercan:
NN

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
klşklş

Sercan:
ben Türk erkeği standartları endstütüsüne göre hareket ediyorum NN

Sercan:
enstitü olacaktı o ama neyse .ş

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
:D:D:D:D

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
klş

Sercan:
ya babamı bir süredir

Sercan:
tv'de 1 program izlerken görüyorum

Sercan:
kadınlar erkekler çıkıyor evlenmek istiyorum diyolar

Sercan:
tlf'lar gelio hatunlardan

Sercan:
sonra stüdyoya geliolar fln

Sercan:
ahahea

Sercan:
bende istiyorun .ş NN

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
ha bi o eksikti sercan bi onu yapmamıştın klş

Sercan:
egomu tatmin edicem

Sercan:
en çok beni arıyacaklar

Sercan:
stüdyoya gelmek isticekler

Sercan:
hayranlarım sercan sercan diye bağıracaklar NN

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
sonra kalkıp eski sevgililerin gelcek stüdyoya

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
ooo ne cümbüş olur

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
destekliyorum git katıl:D

Sercan:
o ha onlar gelmesin NN

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
ya dookie baban neden izliyo o programı la:Sklş

Sercan:
bekar adam

Sercan:
belki kendine göre bulcak

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
deme klşklş

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
aslında senin yaş da geldi geçiyo

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
sende o arada kaynarsın çifte düğün hesabı

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
baba oğul katılın programa şansınız artar:Ç

Sercan:
ya ben böyle ya ne bileyim

Sercan:
tanımlayamıyorum

Sercan:
öyle işte

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
az önce ex hatun msj atıp "hiç olmazsa arkadaş kalalım" ayarı çekmey kalktığında "ok
beybi no problım yani" diyecektin...

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
bak şimdi işin programlara kaldı... yaa naber.

Sercan:
ex hatunu n'apiim ya

Sercan:
ben esir olmak istesem

Sercan:
asker'e gider orda kalırım .ş

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
ha senin askerlikte bekliyo dimi

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
kimse almaz olum seni...

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
babanın kısmetini kapama bari otur oturduğun yere:D

Sercan:
sende mi :ü

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
evet bende brütüs

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
üzülme olum, olmadı seni pcnin kasasıyla eveririz

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
kıvanç da yanına gelir o da kasasıyla evli zaten

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
öle paşa paşa oturur yaşlanırsınız, dizi film albüm falan indirip gül gibi geçinir
gidersiniz :F

Sercan:
oha!

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
yarım saat smilimi aradın klş

Sercan:
yok pinhaninin son albümüne bakıyordum NN

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
bak bak albüm film dizi bak sen daha :D

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
bu arada sevmedim ben pinhaniyi yaw

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
çok ağlak zırlak geldi bana:S

Sercan:
bunalıma gireceğim ve doktorun koyacağı teşhis MERVE olacak :huh

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
:Ç

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
hani kahramanındım şuna bak yüz yaptı hemen:Ç

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
halka mal olmuş biriyim ben psikoloğunuda döverim .hıh

Sercan:
yüz yaptı ne demek

Sercan:
yerden yere vurdun sen beni

Sercan:
hatta kıvanç ı bile vurdun

Sercan:
qq

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
:Ç

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
kıvanç ı arasam mı bu saatte dersin...

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
böle uzun uzun çaldırsam falan

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
çok pis küfür eder dimi:D

Sercan:
Turkcell ya ara ztn hemen

Sercan:
:huh

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
ay hala .hıh diyor:D

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
domatesler kafa yaptı bende normaldir

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
alış ble muahbbetlere

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
ö olcak orda b ile l nin arasında

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
ha bi de y varmış

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
onuda araya bi yere sıkıştır işte kafana göre

Sercan:
ben annamaz :huh

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
ya yerlerdeyim şu an klş

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
bu yazıyı bloga koycam sercan

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
herkes okusun

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
hatta siteye de mi koysam ki .?

Sercan:
kahrolası pislik

Sercan:
açlığımdan faydalanma

Sercan:
yemek yiyeyim sen görürsün

Sercan:
NN

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
:Ç klşklş


Sercan:
aveanı tak

Sercan:
rahatsız edicem seni

Sercan:
hahaha

Sercan:
kopx
Sercan bir ses gönderiyor.

Eylem: "hahaha!" sesini çal

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
korktum la başka sayfayabakıodum öle çaldıklş

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
hahahha diyeklş

Sercan:
sezercik aslan parçası filmindne bir sahne

Sercan:
eğer 1 saat içinde istinye vapur iskelesine gelmezsen

Sercan:
piçini tavuk gibi boğazlarım

Sercan:
kopx

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
klşklş

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
yutuptan izlesem mi ya severim o filmi:D

Sercan:
ahahea

Sercan:
nihat ziyalan

Sercan:
süper kötü adam yau

Sercan:
onun gibi gülebilen yok

Sercan:
şu asalete bak

Sercan bir ses gönderiyor.

Eylem: "hahaha!" sesini çal

Sercan:
o ha

Sercan:
kahrolası google'a

Sercan:
ismimi soy ismimi yazıyorum

Sercan:
2006 - 7 yılı

Sercan:
devamsızlık tablosu çıkıyor bizim üniversitenin

Sercan:
kopx

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
ahahahahaha klşklş

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
dur bende yazcam

Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
ahahaha klşklş güz dönemi devamsılıktan kalanlar tablosu klşklş
.
.
.
.


öle devam ediyoruz daha, benim adımı yazdım google bişi çıkmadı, ama mimi wonka yazın hep ben hep ben kahretsin!

05 Nisan 2008

200'e 87...

Fotoğraf makinelerim yapıldı edildi malumunuz, aile içi albüm çalışması olayına daldık yine yeni yeniden.Katlanacaksın artık ehe:))
200'e 87 Albümünden;


Hava güzeldi Gölcük'te, çıktı(k)m ot böcek kedi köpek Leydi Jeyd çektim :D




Sitemizde dolandık, parka indik falan fıstık, Leydi Jeyd'in bissürü fotoğrafını çektim.



Yolda bizim mahallenin kedisi Bahtiyar'a rastladık sevgili yapmış kerata ehehe...

Basket sahasına gittik nedense kimse yoktu,
Çocuk parkına gittik salıncakta sallanan 2 velete mama yediren bir teyze vardı çok güldük.
Takdir ettik, el salladık,gülümsedik...



Boş arsaya yürüdük çocuklar futbol oynuyordu o kadar fotoğraf çektim hiç birinin s*kinde olmadı.
Gelip bi "abla bizi mi çekiyorsun ehehe bak bir de böyle çek" falan demediler,anasını satiim. Bizim zamanımızda gelip fotoğrafımızı çeken biri olsa gider poz verirdik, devir çok değişmiş azizim.



Leydi Jeyd insanı doğaya zarar verdi gözlerimle gördüm, fotoğrafını bilem çektim, çiçek kopardı arsız, zaten her dakka çimenlere yattı ağaçlara sarıldı falan, "beni çek beni çek" diye kaşla göz arası doğayı mahvetti!



Ayakkabı bağcıma toka taktım diye demediği laf kalmadı bu Leydi Jeyd'in. Yaratıcılığımı köstekledi, kendi çizgimi oluşturmamı engelledi, kendime olan güvenimi köreltti "allah akıl fikir versin!" diye aşağıladı beni...


807.Sokak muhteşem görünüyordu yine, ama tek lens almıştım yanıma çekemedim sokağı bende tabelasını çektim...


Bir de Zeynep bebeği parka götürüyoruz bahanesiyle gidip kendimizi eğlendirdiğimiz çocuk parkının tabelasındaki minik rötuşumuzu resmettik ve günü bitirdik.
İşin en iyi yanı etrafta kimseciklerin olmamasıydı, dil çıkarıp, çimenlere yatıp, altımıza işeyecek derecede gülüp eğlendiğimiz bir gün oldu, sanat galerisine gidip modern sanat saçmalıklarını çekecektik ama 2 günlük spor ihtiyacımızı karşılayacak kadar yürüdüğümüz için hiç merkeze inme olayına girmedik. Haftaya umarım.
Öpüştüm babe, ohh yes!

19 Mart 2008

Pilates olayı 2. bölüm... (plates diye yazılıyormuş bu arada)

Hani anlatmıştım ya muhteşem yaratık ablam ve kankaları pilatese yazılmış diye, hani bunlar gitmezler etmezler üşenirler demiştim falan... İşte öyle olmadı efenim, bunlar ciddi ciddi gidiyorlar pilatese. Ablam ilk haftalar evde "ay pilatesli kolum, ay pilatesli bacağım" şeklinde ah of uf diyerek dolaştı,ama şimdi görünür ölçüde forma girmeye başladı... 3 hafta önceydi sanırım ilk dersleri, msnden konuşmuştuk bende blog a koyarım diye taslak yaparaktan depolamışım yazıyı ama gerilerde kalmış unutmuşum yayımlamayı... Şimdi koyuyorum, buyrunuz;

Mimi Wonka: sizin pilates işi ne oldu?
greeny: ne far
Mimi Wonka: gittiniz mi?
greeny: heeeeee
greeny: gittik
Mimi Wonka: ahahahaha
greeny: her yerim ağrıyo
Mimi Wonka: ahahaha
greeny: adam manyak
Mimi Wonka: dur gülmem geçsin
greeny: acı var mı dio durup durup deli
Mimi Wonka: ahahahahahah
greeny: pztesi gittik ilk
greeny: toplarla çalıştık
greeny: top zaten benim boyumu aşıyodu
greeny: bi de bacağımın kolum un arasında tutup ayaklarını kaldırı kıçını salla falan fıstık
greeny: öldük be
greeny: ilk gün bi de ayağını ucundan tutup düz bi şekilde havaya kaldırıyosun tamam mı
greeny: ü..'yle yapmaya çalışıyoruz diz ila ki bi parça bükülüyo
greeny: sonra bu deli bi geldi tepemize
greeny: tuttu bacaklarımızı geriyo manyak
greeny: neyse ben pek acı çekmadim but ü...'nin yüzü süperdi
Mimi Wonka: seda yok muydu?
Mimi Wonka: haftada kaç kez gidiyonuz la?
Mimi Wonka: ahaha foto çeksenize ahahaha
greeny: seda vardı ama o zaten plastik gibin bişeyden yapıldıından yapabildi kaldıdır bacağını
greeny: hftada 2 kez gidiyoruz pztesi perşembe
Mimi Wonka: kilo vercekmiymişiniz bari?
Mimi Wonka: boyunuz uzayacakmıymış ?
greeny: hea bi de pztesi günü toplarla yapılanda ü... düştü
Mimi Wonka: ah yazık ehehe
greeny: topun üstüne yatıp arkaya doruu yatıyosun tamam mı
greeny: bu yatiim derken küt
greeny: popo üstü yerde
greeny: sedayla gülemkten öldük
greeny: zaten biz üçümüz en arkadayız
greeny: safi gülüyoruz
Mimi Wonka: ay iyi güldüm valla
greeny: perşembe toplarla uğraşmadık but adam kalça çalıştırın kol çalıştırın bel çalıştırın die canımıza okudu walla
greeny: kollarım ve belimin yanları acıyo walla ayağa kalkarken
greeny: bi de ne yaptık biliyosun mu
greeny: pztesi gittik ya platese
greeny: öğleden sonra da sinemaya gittik
greeny: tabii sinemaya gidince dönüşte biz ne yapıyoruz
greeny: tabii ki mc donaldsa gidiyoruz
greeny: sen git telef ol plateste
greeny: sonra bi de utanmadan hamburger ye
Mimi Wonka: ahahahah
greeny: bi de kola ohhhhhhh
greeny: mis gibin de patates cipisi
Mimi Wonka: ya kahkahalarımı duyman lazım abla ya
greeny: kaydet gönder
Mimi Wonka: bilmiyorum o nerden yapılıyor?
greeny: f2ye bas kaydet
Mimi Wonka: Ses klibi gönderdi
greeny: temaammm lem anladık
Mimi Wonka: Ses klibi gönderdi
greeny: gülme len o kadar adi, kamera açsana
greeny ile Görüntülü Arama yapılıyor...
Kapat (Alt+Q)
greeny aramanızı yanıtladı.
Kapat (Alt+Q).
greeny: müziği kıs be


Anladığınız üzere gerisi karşılıklı konuşma şeklinde devam etti, ben daha çok kahkaha atıyordum, şuna dikkat çekmek istiyorum efenim, platese gittikleri günün akşamı sinemaya oradan da hamburgerciye gitmişler, biz böyle insanlara "tipik" diyoruz sanırım... Türk kadını işte bu yüzden armut. Ü...'ye ayrıca geçmiş olsun ehehe...

16 Mart 2008

Maalesef Elimizde Hiç Kişisel İleti Kalmadı...

Msn'e yazıyorum bunu arada. Başlığı yani ehii..

Çok seviyorum kişisel ileti okuma şeysini, bir kaç kişiyi bu konuda tek geçerim. (bknz:Ablam,Alässe,Nikki,Darkdesire,Pablo,Siyahi,Lancelot vs vs...) Kişisel ileti büyülü bir şeydir, birinin iletisini okursunuz ve durup "hmm, ne demiş, kasmış mı, hey gidi gençlik hey" dersiniz... Oturup bu konu hakkındaki saçma düşüncelerimi anlatmak isterim bir ara, ama şimdi az önce yaşadığım olayı anlatacağım size...

Öyle msn listeme bakınıyordum, iletileri okuyordum, o ara Calvin ve Hobbes geldiler, bir bakındılar falan. Hobbes kulaklarına ataç takmaya başladı, kürkü hışırtılar çıkırıyordu yine. Canları sıkılmış içerde, daha doğrusu Calvin sıkılmış...

Calvin: Ne okuyorsun Mimiciğim?
Mimi: Kişisel iletilere bakıyorum Calvin.
Calvin:Ne yazıyor.
Mimi: Bakalım.... Bak mesela çok sevgili arkadaşım Lancelot en son; "istediğimde 32 atarlı kedi gücünde olurum, kimse beni seyretmiyomuşcasına dans ederim, ya sen? ulan ya sen dedim it!" demiş.
Calvin: Hmm.. Gel Hobbes!

Kulaklarına ataç tutturan Hobbesla birlikte koşa koşa çıkıp gittiler efenim, anlamadım bende. İşime bakmaya devam ettim.

2 Dakika sonra geldiler tabi ki de, dahi arkadaşım Calvin Lancelot'a meydan okuyordu:) Bknz;



Elvis Presley cdmi bulmuşlar, Calvin gidip Elwood'un gözlüklerini ödünç almış, 2 saniye sonra pencereler Hound Dog ile zangırdıyordu. Benide kolumdan tutup kaldırmaya çalıştırlar ama oturduğum yerden izlemek daha eğlenceliydi.



Calvin: Hadi Mimiciğim..
Hobbes: Ne kaçırdığını bilmiyorsun Mimi.
Mimi: :D:D:D:D:D
Hobbes: Mimi yatakta zıplayalım hadi.
Calvin: Bana bakın gitar çalıyorum.
Mimi:Hobbes in ordan aşağıya!
Calvin:Hobbes bak şimdi dizlerimin üzerinde kayacağım.. ciiuuvvv...



Öyle işte okuyucu, çok eğlendik, teyzem gelip de "şu müziğin sesini kıs Mimi akşam oldu" deyinceye kadar evimiz Hound Dog ile çınlıyordu...

14 Mart 2008

Biz Bugün Bunu Konuştuk...

Aslında izin falan almak gerekiyordur belki, hani" konuşmamızı ne demeye bloguna malzeme yapıyorsun, otur kendin üretsene" şeklinde tepkiler gelebilir, ya da gelmeye bilir ki bu aşağıdaki insan organizmasından hiç tepki gelmez... Ara ara msn muhabbetlerini koyuyorum bloga, teşhirciliğin gözünü oymak babında(bağlamında)... Yoksa tamamen amaçsızım bu konuda...

Mimi Wonka: viç pablo
Pablo: çanlar kimin için çalıyor
Mimi Wonka: kitap olan
Pablo: kitap-film ikiside aynı
Pablo: bide şarkı var tabi o degil
Mimi Wonka: hemingway sevmiyor kimse
Pablo: benide pek seven yoktur. ayrıca bende pek kimseyi sevmem
Mimi Wonka: bizim zamanımızda sevgi mi varmış zaten
Pablo: Sevilmek için fazla gerçeğim ve fazla doğal
Pablo: evet pek kalmadı azize
Mimi Wonka: pablo cumhuriyetçiydi dimi?
Pablo: evet eskiden aktivistti
Mimi Wonka: unutmuşum kitabı açıkcası okumam lazım tekrardan ama kim uğraşacak
Pablo: Sen
Pablo: pablo aslında kitapta kötü gösterilmiş
Pablo: zayıf korkak vs.
Pablo: tek haraketi yüzünden adını kullanıorm orospu çocugu demiştim yüzümde pis bir gülümsemeyle
Mimi Wonka: o, o, nedir o?
Pablo: kendi adamları için atlar yeterizdi kaçmaları için. oda diger kamptan gelen adamlarla yolu kesmişti diger adamlarla beraber görevi tamamladıktan sonra dönerlerken pablo diger 3 adamı vuruyodu kendi adamları için.çok kaotik bir haraket aslında şeytanca ama kendimdeki o yüz ifadesini farkettigimde bu adama saygı duydugumu farkettim.
Pablo: Pablo = Anti-Kahraman

Mimi Wonka: feysbukta grup kurmak lazım
Pablo: ne gurubu
Mimi Wonka: sazlı sözlü eğlence
Mimi Wonka: kitabı okuyayım tekrardan
Mimi Wonka: arayıp bulmam lazım şimdi
Pablo: ben feysboka karşıyım
Mimi Wonka: ben bayılıyorum
Pablo: tebrikler
Mimi Wonka: 12 yıldır görmediğin adam
Mimi Wonka: aa canım nbr diye msj atıyo
Pablo: ne kadar sahte
Pablo: 12 yıl görmemişim bundan sonra görmesemde olur,
Mimi Wonka: evet katılıyorum
Pablo: naber kanka die mesajlaşanlar var ne epik
Pablo: benim ilkokuldan beri sürekli görüştügüm dostlarım var
Pablo: 3-4 tane
Pablo: gören kıskanıodu ne güzel die ne mutlu onlara feyzbukları var
Mimi Wonka: benim yok öyle ilkokuldan kalma dostlarım, bir tane dostum var onunla da hiç ortak noktamız yok
Pablo: ortak hayatı yaşarsan ortak noktan olur bkz:kardeşler
Pablo: ama erdemle süper ortagız vesselam
Pablo: bitek pink floyd sevmio bide frp
Mimi Wonka: o sendin demek
Mimi Wonka: bir arkadaşım pink floyd dinlediği için üzülüyorum demişti
Pablo: asdhudashu
Mimi Wonka: belki de ben uydurdum bilmiyorum
Mimi Wonka: ama geçmişti bir pink floyd olayı
Pablo: olsun önemli degil
Pablo: nasıl sevebildigimi sormuştu bende müzik geçmişle alakalı sanırım demiştim
Mimi Wonka: bahsetmişti öyle birşeylerden hatırlamıyorum pek, ne varsa eskilerde var diyenlere üzülüyormuş
Mimi Wonka: hüzünlenmiştim bende
Mimi Wonka: ama pink floyd un vardır dinlediğim şarkıları
Pablo: pink floyd gibisi yoktur.
Pablo: bukowskide öyledir kimi nefret eder bu nasıl hayat diye böyle şeymi olur çok boş falan
Pablo: ama bukowskiyi anlamak bir başkadır
Pablo: bukowski ya yaşanır yada nefret edilir die 1 söz vardı sanırım
Mimi Wonka: bilmiyorum vardır
Mimi Wonka: bukowskiyi erkekler anlar ama
Mimi Wonka: öyle düşünüyorum
Mimi Wonka: hepsi de anlayamaz
Mimi Wonka: ama anladığıno sanan çok tanıdığım adam var
Pablo: tabikide
Pablo: ben anlayıp anlamadıgımı bilmiyorum
Pablo: ben onun güçlü diye tabir ettigi erkege giriyorum sanırım
Pablo: kadınlardan vazgeçmiş olan
Mimi Wonka: vazgeçtim demek büyük söz tebrikler ehehe...ilginçtir aslında fante hayranıdır ya bukowski fanteyle alaksı yoktur, böyle bir takılıp kalmışımdır oraya
Mimi Wonka: bir kere de küfür etmiştim bukowskiye "hadi ordan orospu çocuğu" diye
Mimi Wonka: hey gidi hey eskilere gittim
Mimi Wonka: neyse okutmak lazım gençlere bukowski
Pablo: evet
Pablo: ursula okusun gençler
Mimi Wonka: sende mi erdem gibi
Pablo: elbette
Mimi Wonka: okumadım ben
Mimi Wonka: okumayı da düşünmüyorum
Pablo: kendin kaybedersin
Mimi Wonka: erdem okuma demişti
Pablo: belki yazılanlarla uyuşmadıgını düşünmüştür
Mimi Wonka: belki... ben pişman oldum demişti
Pablo: hehe
Mimi Wonka: hatta şöyle bir konuşma geçmişti
Pablo: insan sanırım uyunmak yerine uyumayı tercih ediyor
Mimi Wonka: anarşi ya konu
Pablo: "cehalet mutluluktur"
Pablo: inanmasamda
Mimi Wonka: kitabı okuduktan sonra yaksaydın çok anarşik bir hareket olurdu demiştim, hoşuna gitmişti....
Mimi Wonka: cehalet mutluluktur diyen çok cahil bir adammış bence asagfdajlk
Pablo: hiçte anarşist 1 davranış degil bence kitabı paylaşırsan bir başkasıyla o zman olur
Pablo: bencede cahil ve hatta korkakça biz söz
Mimi Wonka: bildiğin bir şeyi bilmiyormuş gibi davranmak hakkında ne düşünüyorsun pablo
Pablo: oyunculuk diyorum ben buna
Mimi Wonka: öyle kestirip atma azizim
Mimi Wonka: aç biraz
Pablo: sen anlamak
Pablo: :D
Mimi Wonka: vazgeçtim yaw tamam
Mimi Wonka: norther dinliycem ben penguen okuycam
Mimi Wonka: hayat bu ya ohh yes
Pablo: okunucak mizah dergiside kalmadı
Mimi Wonka: alışkanlıklara devam
Mimi Wonka: diş fırçalamak misali
Pablo: evet ben bazen fırçalayıyorum ama her zman degil benim için alışkanlık degil
Mimi Wonka: zorunluluk bendeki sanırım
Mimi Wonka: diş fırçalamak birileriyle öpüşüyorsan eğer gerekli bişi
Mimi Wonka: yani öyle kazınmış kafaya
Pablo: evet kız arkaşımın oldugu dönemlerde bu alışkalnlıktı bende ama sadece görüşücegimizde
Pablo: ötesinde normal devam ediyordum
Mimi Wonka: aslında mide bulandırıcı birşey
Mimi Wonka: göya temizlik
Pablo: boşver
Mimi Wonka: peki

Pablo: kendime bireysel yaşam alanı buldum arkdaşlar şehirlerine gitti bana evin anahtarını verdiler süper
Mimi Wonka: ne yapıyorsun peki
Pablo: tabiki hiç birşey
Mimi Wonka: bireysel yaşam alanını farklı bir kullanım şekline sokma planların var mı pablo?
Pablo: hiç birşey yapmamak için en güzel şey boş ev
Pablo: yok düzeni degişrmiycem
Mimi Wonka: süper tespit aslında, ama sokaktaki adama söyle
Mimi Wonka: "vay boş ev al hatunları biraları" muhabbetine dalar
Mimi Wonka: gel gör ki boş ev bulsa o dediğini kendi de yapmaz
Mimi Wonka: öyle insanları çok seviyorum ben
Pablo: sokaktaki adamların vay haline
Pablo: ben insanlıktan kaçmak için kullanıyorum boş evi
Pablo: aslında dağa tepeye gitmem lazım dogayla bir olmak için ama uzun iş
Mimi Wonka: insanlıktan gelen bir üşengeçlik gördüm benleğinde, ne iş
Pablo: 100 kiloyum
Mimi Wonka: bahane de süper
Pablo: bahaneler yaşatır insanı
Mimi Wonka: ormanda yaşıyan ayılar 200 kilo çeker bence
Mimi Wonka: bahaneler kuşatır insanı
Pablo: yaşamak için kuşanman lazım zaten
Pablo: yoksa kesersin şah damarını
Pablo: olur biter
Pablo: ormandaki ayılar şehirde dogmadı
Mimi Wonka: kesersen o zamanda iş işten geçer kendine" çok oldu bittiye geldi ya" dersin
Pablo: ben ayı oldugum halde şehirde dogdum
Mimi Wonka: o senin ayılığın bence barış
Mimi Wonka: anan baban insan olarak meydana getirmiştir seni
Mimi Wonka: sen ipin ucunu kaçırmışsındır bir yerde
Pablo: tabiki benim ayılıgım beni ben yapan benim ayılıgım
Mimi Wonka: yaşasın ayılar
Pablo: yehu
Mimi Wonka: dağ çık bence
Mimi Wonka: dağ gelince kalcak yer olur bize de
Mimi Wonka: yatıya geldik hacı diye dalarız mağrana
Pablo: merak etme onu ilerleyen yaşımda zaten yapıcam inşallah
Mimi Wonka: gelirken mağrana ne hediye getirelim
Mimi Wonka: adettendir ehehe
Pablo: kibrit,
Mimi Wonka: çakmak taşı bul
Mimi Wonka: çak çak bitmez
Pablo: biter
Pablo: ama o da olur tabi
Mimi Wonka: kibritten iyidir çakmak taşı
Mimi Wonka: hem daha kullanışlı
Mimi Wonka: hem taş hem çakmak olarak kullanılıyor
Pablo: söyliycegine
Pablo: getirirsin işte
Pablo: hediye getiricek sensin adetten
Mimi Wonka: ben "ne hediyesi yaw kendim geldim ehehe"
Mimi Wonka: diye zevzeklik yaparım
Pablo: o zaman seni çakarım
Pablo: :D
Mimi Wonka: adskaskaaşliklşkjlşk

Mimi Wonka: kendi açımdan doyurucu bir muhabbet oldu mağara konusu.... farklı düşüncelere saldın beni azizim
Pablo: ne gibi
Mimi Wonka: mağarada yaşama olayını düşünüyorum
Mimi Wonka: o açıdan
Mimi Wonka: çok saçma birşey bence, katışıksız insanım ben gelemem öyle zora
Pablo: mağara zor, uzak bir dağ köyünden uzak bir kuluben olucak
Mimi Wonka: öylesi olur
Pablo: haydi'nin dedesi misali
Mimi Wonka: haydii haydii
Mimi Wonka: peteri vardı onu çok severdim
Pablo: evet
Pablo: dede benim adamım
Mimi Wonka: dede çok babacan bi tipti ama çok donuktu yaw keçi sağardı falan
Pablo: ben izliyorum her gün
Mimi Wonka: ben izlemeyeli bir 10 yıl olmuştur
Pablo: dede bilirdi insanların iki yüzlü oldugunu daha bugun köydeki kadınlar dedikodu yaptı durdu dede hakkında asılsız söylentiler falan
Mimi Wonka: ne gibi söylentiler
Pablo: dedenin haydiyi zorladıgını falan dışarı çıkmasına izin vermedi gibi şeyler oysa haydi hasta
Pablo: kadınlar laf çıkarmaya dünden hazır
Pablo: haydinin dışarı çıkmadıgını görmeyi bekliolar
Mimi Wonka: yüzlerine tükürülesi kadınlar

Pablo kişisel iletisini "İyi bir seyyahın belirli bir planı yoktur, ulaşmak gibi bir amacı da. Önemli olan yolculuğun kendisidir." olarak değiştirdi

Mimi Wonka: kim demiş
Pablo: okudugum kitaplardan buldum
Pablo: orjinalini bilmem,
Mimi Wonka: iyi demiş
Mimi Wonka: seyyah mı olmak istiyorsun yoksa dağ kulübesi kaçkını mı? anlamadım
Pablo: her insan 1 yere ait olmak ister ama aynı anda keşfetmeyide
Pablo: dag kulubem olucak yagmurdan kaçıcagım 1 yer ama yagmur yagmıyorken bastonumu alıp giderim kırların ardına
Pablo: yagmur metaforik içeriklidir
Mimi Wonka: gel biz seni bir adaya bırakalım orda kendi lost unu yarat
Pablo: ada zor büyük ada olması lazım ada olucaksa, nehir-dere olmuo küçük adalarda ölürüm suzuluktan
Mimi Wonka: yağmur yağarken kova koyarsın sahile
Pablo: yagmuru mu beklicem yıl boyunca
Pablo: ya hiç yagmazsa
Mimi Wonka: dua et işin ne
Mimi Wonka: aman yaw büyük adaya bırakalım o zaman
Mimi Wonka: ortasından dere geçiyor falan
Pablo: derviş olur çıkarım ozman
Pablo: adanın sınırı var ama ona ne yapıcaksın
Pablo: boşver dünya büyük ada olmasada olur
Mimi Wonka: tanıdığım biri "dünyayı bırak kendine bir faydan olsun" demişti... dünya büyük deyince aklıma o geldi nedense
Pablo: aç gözlüymüş sanırım
Mimi Wonka: se se se seee.... mikrofondan yankılanan se sesi ne güzel birşeydir...
Mimi Wonka: evet aç gözlüdür
Mimi Wonka: herşeyin en iyisine sahip olmak ister
Mimi Wonka: en iyisini alır en iyisinden daha iyisi çıkar onu bırakır diğerini alır
Mimi Wonka: çok maddeci bir düşünce şekli vardır
Pablo: döv o insanı tanıyorsan
Mimi Wonka: yüzüne tükürsen "bugün yüzümü yıkamam gerekmeyecek su parasından yırttık" der
Mimi Wonka: ne dövcem işim olmaz
Mimi Wonka: daha kötüsünü yapıyorum,
Mimi Wonka: söylediklerini dinliyormuş gibi davranıyorum
Pablo: yazık

Pablo: ne deişik memeliler olduk biz insanlar
Mimi Wonka: ne gibi
Pablo: maddiyatçılık vs.
Pablo: mevlananın torunlarına bak ne hale gelmişiz
Mimi Wonka: halinden memnun herkes
Mimi Wonka: sen de kulübede yaşıycan zaten
Pablo: ben kaçıyorum memnun olmadıgımdan
Mimi Wonka: kendin için en yisini yapıyorsun, çok takdir ediyorum hatta özeniyorum falan fıstık... ama orda kendi kendine düşünüp ölürsün gibime geliyor
Mimi Wonka: memnun ölmek mi memnun olmak mı
Mimi Wonka: ben daha karar veremedim hocam
Pablo: daha yaşın genç
Mimi Wonka: ajakjalaşlkşakdja

Mimi Wonka: kitap falan yazarsın gibme geliyor
Mimi Wonka: boş boş dağ bayır gezmek sıkar belli bir zaman sonra
Pablo: olabilir ama yayınlamak üzere degil
Mimi Wonka: yazdıklarını sadece 40 adet bastırıp arkadaşlarına dağıtan bir yazarımız vardı
Mimi Wonka: onun gibi ol bari
Pablo: allah büyük
Pablo: hele şu insan istilasından kurtulalım onlar kolay
Mimi Wonka: insanları sev barışık yaşa onlarla
Mimi Wonka: hiç bi sorun kalmıyor
Pablo: yani sahte ol
Mimi Wonka: yüzüme yüzüme "sahtesin kızım sen" deme şöyle
Mimi Wonka: idare ediyorum ben
Pablo: takıl kafana göre
Mimi Wonka: kulübene beni de al o zaman
Pablo: herkese yer var, önemli olan o modern hayatın saçmalıklarını bırakabilmek
Mimi Wonka: kalk gel diyon yani
Pablo: o cesareti bulan herkese saygım sonsuz, saygı duyduklarımada her zman yer var hayatımda
Mimi Wonka: cesaretle ahmaklık doğru orantılıdır demiş bir bilen
Mimi Wonka: kulübede hatırlatırım bu son dediğini
Pablo: gelirsen hatırlatırsın :D
Mimi Wonka: sırıtıyorsun ya "nasılsa pcsini,cdleri bırakıp gelemeyecek, burda hava yapıyor bana" diye düşünerekten
Mimi Wonka: bunu da hatırlatırım ehehe :D
Pablo: dedigim gibi
Pablo: gelebilirsen hatırlatırsın
Mimi Wonka: :D

06 Mart 2008

Kardeş Milleti

Mimi Wonka: oyun oynuyorum ondan bakamıyorum:D
sound of freedom: ne oyunu
sound of freedom: ders çalışsana
Mimi Wonka: ne dersi ya:D
Mimi Wonka: sen git ders çalış
sound of freedom: tamam
sound of freedom: ben dua okuyup sınıf geçmeyi dilicem
Mimi Wonka: ya komik misin kızım ya:D
sound of freedom: 1000 kez kısa bi cümle var onu tespikle saycam niyet edicem kabul olcak sevap kazanıcam
sound of freedom: gerçek bunlar inanma senhıh
Mimi Wonka: ahahaha klşklş
sound of freedom: metlem 500 kez dedi ben onu geçerim:L
sound of freedom: ama gerçek
Mimi Wonka: ahaha o ne diliyo
Mimi Wonka: öss yi mi kazancak klş
sound of freedom: geçen mail geldi bunu gönder fln var ya, ben de tırstım gönderdim ama, niyetim tutmaz mı bi de :ya
sound of freedom: valla tutuyo arada
sound of freedom: ama hz. kelimesi geçiyodu
Mimi Wonka: ya karnıma ağrı girdi ya klşklş
Mimi Wonka: babam eve geldi mi
Mimi Wonka: git ona anlat bu dediklerini bakiim ne diyecek
sound of freedom: evet geldi, anlatırım
sound of freedom: beni başından savdığının farkındayım ayrıca
sound of freedom: :(:(:(:
Mimi Wonka: ahahaha klşklş
Mimi Wonka: ya hatun kafayı mı yedin ya
Mimi Wonka: bak ne yap biliyor musun
Mimi Wonka: otur tao buda osho falan oku
Mimi Wonka: geceleri istareye yat
Mimi Wonka: sabah abdest al falan
Mimi Wonka: kesin geçersin sen okulu
sound of freedom: heman heman hıh:D:D
sound of freedom: ama ya yapıcam bunu bu gerçek Mervecik
sound of freedom: sen biliyo musun
sound of freedom: annem rasta yapmama izin verdi
sound of freedom: araştır orda var mı yapan yer
sound of freedom: haber ver
Mimi Wonka: sen bakma anana
Mimi Wonka: benim deliklere de izin vermişti göyaa
Mimi Wonka: ama kızdı sonra 3 gün
sound of freedom: o delik canın acıcak delincek bi yerin
sound of freedom: benimki sonsuza dek değil
Mimi Wonka: ya yemiş seni kızım
Mimi Wonka: neyse kaçtım ben
Mimi Wonka: işim gücüm var oyalama beni boş boş
Mimi Wonka: öptüm ufaklık
sound of freedom: ben de
sound of freedom: ama sen yine de
sound of freedom: bak yaaaaaa
Mimi Wonka: ok var yapan arkadaşım yaptırırsın, kafanda böcekler dolanır böle…

05 Mart 2008

Kutlama Olayı...

Fenerbahçe'nin şampiyonlar ligi maçını izledik kuzenlerle... Avaz avaz bağıra çağıra... Pasif ofsayt dışında futbolla ilgili herşeyi bilen, anlayan ve çözen ben bir eğlendim bir sevindim ki sormayın.. Hep böyle yüreğim ağzımda maç izlemek istiyorum efenim. Tüm Fenerbahçelilere hayırlı olsun...

-Mimi, sırf Kezman için izliyorsun bu maçı değl mi?
-Ne alakası var kuzen ya futbolu seviyorum ben, sanki bilmiyorsun cıks cıks...
-Mimi bak bu maçı alalım Porto ile oynarız inşallah da sizin intikamınızı alırız.
-Heyt be kuzen, kardeş takımımızsınız bizim, ingilizlerden de alın intikamımızı olur mu?
-Maça gideriz Mimi, sen kara kartallara bürünürsün kanaryanın yoldaşı olursun..
-Olmaz mıyım kuzen, ama söz ver Kezman'la tanıştırcan beni, ya da sizin şu çevirmen çocukla,hani kıvır kıvır olan..
-Sen çok şey istiyorsun Mimi...
(ikinci 15 başlamak üzeredir...)
-Bu maç penaltılara gider kuzen, bak görürsün.
-Volkan kaledeyken bir şey olmaz Mimi.
-Evet de o saçları kesmeyecekti be kuzen.
-Öff Mimi başlayacağım şu kadın gözüne senin.
-Tamam kuzen maç sonrası kutlamaya gidelim mi peki?
-Kazanalım ne istersen yaparız Mimi....

Kazandık ama Mimi çok üşengeç olduğu için blog a yazı karaladıktan sonra gidip uyumayı, yatakta maçı düşünmeyi ve "Lan Kezman aslında hiç de yakışıklı bi adam değilsin o dövmelere şükret sen..." diye hatunsallığını konuşturmayı seçti...

Kuzenler çoktan bayraklarını alıp evi terk eylediler efenim... İyi geceler.

15 Şubat 2008

21 Ekim 2015 (Back To The Future 2)

Cnbc-e de Geleceğe Dönüş-2 başladı şimdi.(akşam kuşağının gece tekrarı) Marty,Jen ve Doktor geleceğin caddelerinde uçan bir taksiye vurmaktan son anda kurtuldular...


Marty: What the hell was that?
Doc: Taxi cab.
Marty: What do you mean a taxi cab, I thought we were flying?
Doc: Precisely.
Marty: Alright Doc, what's going on, huh? Where are we? When are we?




Marty: 2015? You mean we're in the future?
Jennifer: The Future, Marty? What do you mean? How can we be in the future?
Marty: Uh Jennifer, um, I don't know how to tell you this, but...you're in a time machine.
Jennifer: And this is the year 2015?
Doc: October 21st, 2015.

90'ların başında ağzım açık bir şekilde zevkle izlediğim bu filmi,şimdi içim biraz buruk ve geleceğe olan inancım kırılmış hatta parçapinçik edilmiş olarak izliyorum...

Kısa bir "la o zaman kurulan hayallere bak, yıl 2015... uçan arabalar,tepetaklak dolaşan insanlar vs vs...." diye düşündükten sonra, içinde bulunduğumuz 2008 yılını çoktaaan yüzsüzce heba etmeye başladığımızı fark ediyorum.(ki bakınız 2 ay önce yeni yıldı kendisi)

Üzüldüm desem yalan olur sevgili okuyucu. Sadece hayallerin hayal olmaktan çıktıkları zamanalarda hissedilen o boş ve kof duygu kapladı içimi.

Gerçi "daha 7 uzun yıl var uçan arabalar belkim çıkarlar yaaa" diyorum içimden ama buna kendim de inanmıyorum. Aklıma elmas madenleri,petrol platformları ve silah fabrikaları geliyor... "amaaaan 21. yüzyılda kimsenin Dr. Emmett Brown'cılık oynacayak zamanı yok" diyorum kendi kendime.

ÇukurNot:Filmde Marty'nin veletlerini yine Marty'nin kendisi yani Michael J. Fox oynuyordu. Hadi Marty McFly Jr. neyse de neden Marlene McFly'ı da J.Fox'un oynadığını hala anlayabilmiş değilim. Yani ne alaka la... J.Fox'u hatuna çevirmek pek bi rahatsız edici bence. İlk izlediğimde de buna takmıştım kafayı hala da takığım. Öffff biliyorum sevgili okuyucu,biliyorum.. Ama beni böyle sevceksin ne yapiim...(gözleri ışıldayan şirin smili)

07 Şubat 2008

"abla!"...."hönk !! "

Geçen hafta otobüste okuduğum Uykusuz'u yanımda oturan ufaklığa verdim bitirince,boynu tutulacaktı okumak için sakat kalmaya bile razı gibiydi. İneceğim durağa gelince toparlayıp geri uzattı ama almadım tabi ki de gencecik bir beyinden bilgi saklamak olmazdı...

"çok sağol abla çok güzelmiş bu" dedi.
"heheyt ne sandın yavru" demek geçti içimden ama...

"abla" lafı üzerimde bir sorumluluk hissiyatı yarattığından olsa gerenk "bende çok var onlardan sen de biriktirmeye başla artık" dedim,göz kırpıp dana style çantamı yerlere süre süre otobüsten indim.

Umarım o ufaklık yaptığım fedakarlığın farkına varmıştır.

Ayrıcana da bu hafta Penguen'de "özercik" i daha bi beğendim, Özer çizdiği gibi bir karakterse gelsin benim evde yaşasın ben bakarım ona istediği kadar da saçma sapan şeyler çize bilir,mario parası falan çok yaratıcı şeyler bi kerem, beşi bir yerde falan haklı yani geleceğe yatırım bi yerde...

Bknz: fiti fiti fiti....

29 Aralık 2007

SUS.ALLAHIMA YERİM SENİ!..

penguenden giden gitti falan da ben kopamadım alıp okuyorum hala.. genelde mutfak tezgahına yayıp diz üzerine çöküp okuyorum bık bık bık şekilde. açıkcası eskisi kadar çok gülüp düşünmüyorum ama geçen gün denk geldi Özer Aydoğan'ın özercik'i böle bi başladım ahahahaaaauuhahaahhaa olayına babam geldi mutfağa baktı böle uzun uzun "senden cidden bişi olmaz kızım" gibilerden... lan cidden komik geldi be tip falan gözlüklü dobişko gözler böle kötü kötü bakıyo falan ne biliim bi sıcaklık hissettim aramızda bağ oluştu özerciklen... bu hafta espri bulamamış, balığına "ŞŞT LAN... ZOR DURUMDAYIM ESPRİ VERSENE!" diyo, muhabbet ""GÖLGELERİN GÜCÜ ADINA GÜÇ BENDE ARTIK!" ile şenlenip "MÜREKKEP BALIĞI UYUMA!" balık:"ABİ HİÇ GEREĞİ YOK!" diyerekten devam ediyo, sonra da "ABİ BOŞYERE GERDİN ORTAMI! IŞIKTI KIVILCIMDI!" "SUS ALLAHIMA YERİM SENİ" "ABİ KÜRKLÜ DON KAŞINDIRMIYOR MU?" diye bitiyor. (aha lan tarayıcı alacam şimdi karar verdim) penguen okumaya devam edeceğimdir özercik olduğu sürece... iskeletor bile çizmiş lan aynısı hemi de ahahahahaaaa.....

herkes aynı fikirde penguen eski tadında değil falan diyorlar ama iyi yine... bu haftaki Kaan Sezyum'un OH YES! olayı, Alpay Erdem'in kişisel saçmalıkları falan süperdi bence.. . ha hangisi gebertiyo seni gülmekten, çay koyarken düşündürüyor derseniz hiçbirini tiklemiyom... ama komik la yine de Uykusuz'un ardından iyi gidiyo, dedim ya bağ var aramızda kopamıyorum Erdil hocadan...

Her Şey Yerli Yerinde

Babam öldü. (şekere bağlı kalp yetmezliği -covid nedenli- babam şeker gibi adamdı zaten) Yeğenim doğdu. (kendime teyze diyorum, hiç zorlanma...