hayvancıklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hayvancıklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Temmuz 2016

Kırlangıç Sorunu





İki yıldır ormanın ortasına inşa edilmiş güzel bir sitede yaşıyorum. Neden ormanın ortasına inşa edilmiş güzel bir sitede yaşıyorsun Mimi diye sorarsanız eğer elle tutulur gerçek bir neden verememekle birlikte, kolaya kaçıp şehrin gürültüsünü bırakıp doğaya yakın olmak gibi bir cümle zırvalayabilirim. Yaklaşık 10 yıl sonra yaşadığım sitenin etrafındaki yeşillikten eser kalmayacak tabi ki. O zaman ben ve başkaları da hayatta kalan bir başka doğa alanını talan etmeye gideceğiz herhalde.

Geçen sene sitemizin en büyük sorunlarından biri kırlangıçlardı. Sevgili kırlangıç kuşları eskiden evleri olan yere, gelip 100 küsür hanelik bir site inşa eden insanlara ayak uydurmaya çalışıyorlardı tabi. Çatı saçaklarına, balkon diplerine yuva yapmaya çabalayıp hayatta kalmaya uğraşıyorlardı. Tabi ki doğal şekilde yaşayan bu hayvanlar balkon zeminlerini pisletip, taşıdıkları çerçöpü etrafa saçıyorlardı. Sonra sitemiz sakinlerinden emekli bir beyefendi bu kırlangıç sorununa bir çözüm bulmalıyız önerisi getirdi. Herhalde bir çözüm bulundu ki bizim garajın içerisinde yaşayan 4 adet kırlangıç dışında etrafta başka kırlangıç görünmüyor pek. Belki de ben görmüyorumdur.

Zaten artık daha güzel bir yeni sorunumuz var. Başlık: Eşek arısı sorunu. Etraftaki kırlangıçları kovalayınca, bir başka sorunsal ortaya çıkacaktı tabi ki. Geçen hafta kuzenimin minik kızının elinin kocaman şişmesine neden olan bu vahşi doğanın minnak böcekleri, kırlangıçların bıraktığı balkon köşelerine kendi yuvalarını kurmaya başlamışlar. Yakında aynı emekli beyefendinin yeni bir sorun önergesi ile ortaya çıkmasını bekliyorum.

Şu an için peçeli baykuşlara, çakır kuşlarına, kızıl şahinlere ve yaz atmacalarına laf eden yok. Sabahları yırtıcılar 6 -7 arası evlerin çatılarında görünüyorlar, site üstünde uçuyorlar ormana dalmadan önce, pençelerinde avları ile süzülürken görünüyorlar falan. Geceleri de baykuşlar çatılara oturup sağa sola sesleniyorlar. Bilemiyorum belki yakında onlar için de bir sorun önergesi alırız. Yaban hayat için tehdit oluşturuyoruz insan ırkı olarak. Çok haklı nedenlerimiz var çünkü balkonumuz kirleniyor, çocuklarımız tehlikede.

Kimse de demiyor bizim burada ne işimiz vardı yahu diye. Ben bile, yapmış olduğumuz saçmalığın ne derece büyük ve ahmakça olduğunun aydınlanmasını yeni yaşıyorum. İş işten geçti tabi ki. Etrafta başlayan diğer site inşaatları mı saymamı istersiniz, havaya, suya ve toprağa saldığımız bilumum zehirleri mi? Dünyanın en berbat mahlukları olup da dünyaya hakim olduğumuz trajikomik bir gerçek. Bundan sonra minimum zararla yaşamaya çalışsak ne olacak, ne değişecek ki?

Haftaya, site sakinlerimizin facebook hesaplarında “bu sıcak havalarda kedişlere ve köpüşlere bir kap su verin” mesajları paylaşıp da gerçekte site içine giren başıboş kediş ve köpüşlere nasıl davrandıklarıyla ilgili yazımı yine bu sayfada okuyabilirsiniz.

İyi kal okuyucu.


Sakın;   “…ama modern yaşamın gerekliliği buna neden oluyor maalesef, insanların doğal yaşamı korumak için yaptığı çalışmalar var bir sürü…” bıdı bıdısı da yapma yorum kutuma, çirkefleşirim.

24 Ağustos 2008

İş Kadının Yandan Yemişi

Sabah toplantı vardı, seminer vs falan. 9'da hazırdım 10:30'a kadar facebookta oyun oynadım, Ponur Pan'a rastladım vs oyalandım işte.. Toplantı yapılacak mekana gitmek için 10:30'da yola çıkmamız lazımdı ama 10:50'de çıkabildik bitmeyen hazırlıklar nedeniyle. Ben de ayrı bir giyinip kuşanmak zorunda kaldım elbiseydi, topukluydu uygun çantaydı saç baş makyajdı vs... Zaten önce herkes "vay Mimi hanımcığım demek elbiseniz de varmış sizin" diye beğenisini belirtti. (hoşuam gitti artık hep topuklu giycem cici bici böyle -YALAN-)

Neyse işte saat 11'den 18'e kadar Sabancı Kültür Merkezi'nde geçiridik günümüzü. İçtiğimiz latte mocha cappuccino ve filtre kahvenin haddi hesabı yok. Çeşit çeşit çaylar, meyve suları, sular da cabası. Peki ya kurabiyeler, kekler, turtlar, pizzalar makarnalar ve dondurmalara ne demeli. Çeşit çeşit soslar falan fişmekan...

Birde Ramazan ayına denk gelen, İstanbul'daki "büyük haftasonu toplantısı" için yemek listesi yapıldı. Gelen konuklar Avrupalı ve Avustralyalı, geçen sene ki Amerikalılarla 4 iftar sofrasında iş bağlamışlar, aynı taktiğe devam yani.

O değilde; bu kadar elit bir kalabalığın, bunca asortik ve kaliteli yiyecek içeceğin sonrasında kalkıp günü çorbacıda sonlandırdığını söylesem bana inanır mısınız? Ben ezo gelin içtim pul biberi boca edip, sonra da biraz işkembe tattım.... Bir de ince belli de çay.

Damarlarımızda akan kan olayı işte. Özünden kaçamazsın. En iyisi!

Her Şey Yerli Yerinde

Babam öldü. (şekere bağlı kalp yetmezliği -covid nedenli- babam şeker gibi adamdı zaten) Yeğenim doğdu. (kendime teyze diyorum, hiç zorlanma...