Gece gece Dookieciğimle takılmaca, gece kuşu style her zamanki gibi. Acıktık(m) falan fıstık, o ara esc demişim gitmiş konuşmanın başları, amaaan sanki çok büyük olay, Nihat Ziyalan büyük adam azizim büyük!!
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
kendime resmen kahvaltı hazırladım Dookie:Ç
Sercan oto-ileti: Merve bende mutfaktayım acep Lake House filminde ki gibi yıllar arasında ki bağ da aynı mutfağı kullanıyor olabilir miyiz NN
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
ahahahahahaa klşklş
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
gelirken su getir la su almamışım, ya da bi çay mı demlesek dookieciğim yaw :D
Sercan oto-ileti: Merve bende mutfaktayım acep Lake House filminde ki gibi yıllar arasında ki bağ da aynı mutfağı kullanıyor olabilir miyiz NN
Sercan:
geldim
Sercan:
ama olmuo böyle
Sercan:
suyunu da kalk kendin al gel NN
Sercan:
benim her zaman yanımda 1.5 lt su bulunur bi kere .ş
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
benimde var ama masaüstünün orda oraya gidene kadar mutfağa giderim olum:D
Sercan:
ya canımcım
Sercan:
bak sen halen olayı kavrayamamışsın
Sercan:
ben masanın oraya hep su bırakırım
Sercan:
1 yıl bilemedin 2 yıl sonra
Sercan:
sen o suyu bulacak
Sercan:
içeceksin zaten
Sercan:
senaryoyu kavrayamadın heralde
Sercan:
NN
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
abart abart anasını satiim, yosunlanır lan:D
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
o kaar da değil
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
zaman mekan bıdı bıdısıymış
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
ya serrcan ben o filmin sonunu izlemedim ya
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
ne oluyo sonunda cd bozuktu benim ehii:D
Sercan:
söylemem kro.
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
hadi ordan sen şuna sandwich yiyorum kızım ya ellerim dolu yazamam desene:D
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
aç insan:D
Sercan:
o ha kopx
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
bildim dimi
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
klş
Sercan:
ben sandwich'i bitirdim bile
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
ooo asıl sana o ha
Sercan:
kendinle karıştırma beni .ş
Sercan:
o bakımdan o ha deme
Sercan:
litfen
Sercan:
ztn el kdr bile dğl
Sercan:
yaptığım şey
Sercan:
.ş
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
bakımlı insan seni göbek yapmıyım diye gece gece yemiyon bişi dimi seni seni...
Sercan:
ya ztn
Sercan:
var olan bir balkonum var
Sercan:
doublex yapmıyayım diyorum
Sercan:
NN
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
klşklş
Sercan:
ben Türk erkeği standartları endstütüsüne göre hareket ediyorum NN
Sercan:
enstitü olacaktı o ama neyse .ş
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
:D:D:D:D
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
klş
Sercan:
ya babamı bir süredir
Sercan:
tv'de 1 program izlerken görüyorum
Sercan:
kadınlar erkekler çıkıyor evlenmek istiyorum diyolar
Sercan:
tlf'lar gelio hatunlardan
Sercan:
sonra stüdyoya geliolar fln
Sercan:
ahahea
Sercan:
bende istiyorun .ş NN
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
ha bi o eksikti sercan bi onu yapmamıştın klş
Sercan:
egomu tatmin edicem
Sercan:
en çok beni arıyacaklar
Sercan:
stüdyoya gelmek isticekler
Sercan:
hayranlarım sercan sercan diye bağıracaklar NN
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
sonra kalkıp eski sevgililerin gelcek stüdyoya
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
ooo ne cümbüş olur
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
destekliyorum git katıl:D
Sercan:
o ha onlar gelmesin NN
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
ya dookie baban neden izliyo o programı la:Sklş
Sercan:
bekar adam
Sercan:
belki kendine göre bulcak
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
deme klşklş
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
aslında senin yaş da geldi geçiyo
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
sende o arada kaynarsın çifte düğün hesabı
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
baba oğul katılın programa şansınız artar:Ç
Sercan:
ya ben böyle ya ne bileyim
Sercan:
tanımlayamıyorum
Sercan:
öyle işte
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
az önce ex hatun msj atıp "hiç olmazsa arkadaş kalalım" ayarı çekmey kalktığında "ok
beybi no problım yani" diyecektin...
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
bak şimdi işin programlara kaldı... yaa naber.
Sercan:
ex hatunu n'apiim ya
Sercan:
ben esir olmak istesem
Sercan:
asker'e gider orda kalırım .ş
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
ha senin askerlikte bekliyo dimi
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
kimse almaz olum seni...
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
babanın kısmetini kapama bari otur oturduğun yere:D
Sercan:
sende mi :ü
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
evet bende brütüs
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
üzülme olum, olmadı seni pcnin kasasıyla eveririz
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
kıvanç da yanına gelir o da kasasıyla evli zaten
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
öle paşa paşa oturur yaşlanırsınız, dizi film albüm falan indirip gül gibi geçinir
gidersiniz :F
Sercan:
oha!
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
yarım saat smilimi aradın klş
Sercan:
yok pinhaninin son albümüne bakıyordum NN
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
bak bak albüm film dizi bak sen daha :D
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
bu arada sevmedim ben pinhaniyi yaw
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
çok ağlak zırlak geldi bana:S
Sercan:
bunalıma gireceğim ve doktorun koyacağı teşhis MERVE olacak :huh
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
:Ç
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
hani kahramanındım şuna bak yüz yaptı hemen:Ç
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
halka mal olmuş biriyim ben psikoloğunuda döverim .hıh
Sercan:
yüz yaptı ne demek
Sercan:
yerden yere vurdun sen beni
Sercan:
hatta kıvanç ı bile vurdun
Sercan:
qq
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
:Ç
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
kıvanç ı arasam mı bu saatte dersin...
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
böle uzun uzun çaldırsam falan
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
çok pis küfür eder dimi:D
Sercan:
Turkcell ya ara ztn hemen
Sercan:
:huh
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
ay hala .hıh diyor:D
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
domatesler kafa yaptı bende normaldir
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
alış ble muahbbetlere
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
ö olcak orda b ile l nin arasında
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
ha bi de y varmış
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
onuda araya bi yere sıkıştır işte kafana göre
Sercan:
ben annamaz :huh
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
ya yerlerdeyim şu an klş
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
bu yazıyı bloga koycam sercan
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
herkes okusun
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
hatta siteye de mi koysam ki .?
Sercan:
kahrolası pislik
Sercan:
açlığımdan faydalanma
Sercan:
yemek yiyeyim sen görürsün
Sercan:
NN
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
:Ç klşklş
Sercan:
aveanı tak
Sercan:
rahatsız edicem seni
Sercan:
hahaha
Sercan:
kopx
Sercan bir ses gönderiyor.
Eylem: "hahaha!" sesini çal
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
korktum la başka sayfayabakıodum öle çaldıklş
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
hahahha diyeklş
Sercan:
sezercik aslan parçası filmindne bir sahne
Sercan:
eğer 1 saat içinde istinye vapur iskelesine gelmezsen
Sercan:
piçini tavuk gibi boğazlarım
Sercan:
kopx
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
klşklş
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
yutuptan izlesem mi ya severim o filmi:D
Sercan:
ahahea
Sercan:
nihat ziyalan
Sercan:
süper kötü adam yau
Sercan:
onun gibi gülebilen yok
Sercan:
şu asalete bak
Sercan bir ses gönderiyor.
Eylem: "hahaha!" sesini çal
Sercan:
o ha
Sercan:
kahrolası google'a
Sercan:
ismimi soy ismimi yazıyorum
Sercan:
2006 - 7 yılı
Sercan:
devamsızlık tablosu çıkıyor bizim üniversitenin
Sercan:
kopx
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
ahahahahaha klşklş
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
dur bende yazcam
Merve // il me dit des mots d'amour *,* (LL):
ahahaha klşklş güz dönemi devamsılıktan kalanlar tablosu klşklş
.
.
.
.
öle devam ediyoruz daha, benim adımı yazdım google bişi çıkmadı, ama mimi wonka yazın hep ben hep ben kahretsin!
30 Nisan 2008
28 Nisan 2008
27 Nisan 2008
25 Nisan 2008
"Kötü günler azizim, feci zamanlar...
Gölcük'te de kara çarşaflı birini gördüm ya yıllar sonra... Kötü zamanlardayız azizim, kötü..."
Şimdi bu girişi okuduktan sonra hiçbirinizin beni din karşıtı falan sanmayacağını biliyorum. Zaten din denilen olgunun görünüşle alakalı olmadığını düşündüğümü çoğunuz biliyor veya tahmin ediyorsunuzdur. Şimdi karşımda oturuyor olsan, bu "görünüşle inanışın farkı" fikrimi de araya sıkıştırıp anlatırdım, ama başlarsam aklımdakiler gider veya biçimlenişleri değişir diye bir tedirginlik var beynimde.
Yani demek istediğim o kadar sığ fikirli insanlar olmadığımızın bilincindeyiz hepimiz. Ama yine de açıklama isteği belirdi içimde. Sanırım karşılıklı oturup konuşurken, anlattığım şeylerin destekçisi olan mimik ve ses tonumu bu blog sayfasında belli edemememin verdiği bir "doğru anlaşılamama korkusu" içerisindeyim.
Bu da farklı bir "kişinin kendini garipsemesi" olayı aslında. Başka bir zaman değinirim belki bu konuya da. Daha fazla sapma yaşamadan anlatmak istediğim şeye dönmeliyim.
Dinlerle aramın pek iyi olduğu söylenemez. Ne ilahi olanlara ne de uydurma olanlara aram vardır. Ama bunun yanında, gökten yeryüzüne tesadüfen düşen bir tuğla parçası ile kurulan uygarlık masalıyla, "biz organizmaydık, suda şıp şıp yaşıyorduk, sonra teoride pratikte karaya çıktık, bi evrildik bi evrildik sormayın, önce maymun, sonra insan olduk, özde öküz kaldık vs vs..." masalına da inanmıyorum.(yazının tam burasında bir parantez arası istiyorum mirim, bir ara açıklama daha yapayım da "zekilikten gözleri parlayan, iyi geviş getiren" insancıklar gelip; "daha evrim teorisini bilmiyorsun-uz *saygı -uz'u* gelmiş burda ahkam kesiyorsun-uz" demesin. Evrim teorisini biliyorum efenim, karşı tezleriyle birlikte falan oturup araştırmasını yapmış bir "boş zamanı çok" insanım. Evrim teorisi varyasyon açıklamasını yapmayı beceremediği sürece, benim tarafımdan kendi bilgilerim doğrulutusunda "hey hepisi salakça adamım" lakayıtlığındaki cümlelerin önemi kadar değer taşıyacaktır.) Bu inanışlarla aram açılalı bi 6-7 yıl olmuştur sanırım. Samimi olmak gerekirse, bu tür önemli konularla ilgili fikirlerim oluşalı 6-7 yıl olmuştur demem daha doğru olacaktır. Öncesinde birşeye inanıyor değil inandırılıyor olduğuma kanaat getirmiş biriyim. Yani bilim veya dogma sistemleri, kendimi bilmeye başladığım anlardan itibaren bana samimi gelmeyen şeylerdir. İnandırıcı olup olmadıklarını tartışma konusu yapmaya bile değer görmemem. Gidip birilerine "bu böyle şu şöyle" de demem.
Dinsel bir inanacım yok mu peki? Yok demem çok ukalalık olur ama bana "inanacaksın" denilen herşeye inanmadığımı belirtmem lazım. İnancım kendi kurallarımdan oluşuyor sanırım, "bana inanın, guru olayım, tarikat kurayım" diye bir atraksiyonum yok tabi ki de. (ama olabilir de lan,neden olmasındır, paşa gönlüme bağlı...)
Dediğim gibi inaçlı olmak bize inanmamız söylenen şeylere inanmak olmamalı. Yani kara çarşaf giyip "ben, bana kural olarak öğretilen şeylere uyuyorum" demek olmamalı bu. Ya da "bilimin bana öngördüğü gerçekliği kabul ediyorum" demek, özgür irade sahibi olmak anlamına gelmemeli. Demem o ki hacı; birşeyleri, kayıtsızlıkla boyun eğip kabul etmek ne bilimin ne de mutlak ilimin savunduğu düşüncelere uyuyor, değil mi? Aslında cevabın pek de umrumda olmaz, bunu da belirtmeliyim ve bu yazıyı yazma nedenim sadece yazma eylemini gerçekleştirmeyi seven bir insan olmamadan kaynaklanıyor, onu da bil.
Şimdi; girişteki cümleleri sarf ettiğim zaman, bana çevrilen gözlerin, o sözleri söyleyen kişi ben olduğum için ağızlarını açıp birşey diyememelerinden dolayı duyduğu büyük kinin nedeni, bilimin açık fikirliliğine ve dinin de hoşgörülülüğüne bir ithaftı sanırım. Benim açımdan sadece an itibariyle piçlik yapmaktı. Ayrıca aynı cümleleri abla dediğim kişinin yanında sarf ettiğim zaman aldığım cevabın "sanane" olması da bana bir hediye niteliğindeyi.
Sonracığıma; oturup kırmızı şarap yudumlarken dinlediğim La Noyee'nin high volume seçeneğini, akşam ezanı okunduğu için bir saygı göstergesi olarak mute konumuna getirmem beni çok pis bir ateist yapıyor sanırım, hatta kendini bir bilenin olarak gören birinin söylediğine göre tam cehennemlikmişim. (Teşekkür ettim,yolu tarif et de kaybolmayayım dedim, çok kızdı.)
Sonuç olarak yaşadığım toplumda her türden; kandırılmış ve kanmış insanların olması beni hiç de rahatsız etmiyor aslında. Toplumsallık olayına kafayı takıp dünyayı değiştirelim diyen biri olmadım hiç, o girişteki cümleleri sırf, politik ve sosyolojik açıdan gergin olan yurdum insanlarına piçlik yapmak amacıyla kurmuştum.
Kalkıp da bunu bir tartışma konusuna dönüştüren ve umursamazlığım karşısında çileden çıkıp öfke patlamaları yaşayan malum insanlardan özür dilemek istemem, bu cümlenin başını da sırf piçlik olsun diye ılımlı kurdum, gani gani kusuruma bakın, oh olsun size...
Gölcük'te de kara çarşaflı birini gördüm ya yıllar sonra... Kötü zamanlardayız azizim, kötü..."
Şimdi bu girişi okuduktan sonra hiçbirinizin beni din karşıtı falan sanmayacağını biliyorum. Zaten din denilen olgunun görünüşle alakalı olmadığını düşündüğümü çoğunuz biliyor veya tahmin ediyorsunuzdur. Şimdi karşımda oturuyor olsan, bu "görünüşle inanışın farkı" fikrimi de araya sıkıştırıp anlatırdım, ama başlarsam aklımdakiler gider veya biçimlenişleri değişir diye bir tedirginlik var beynimde.
Yani demek istediğim o kadar sığ fikirli insanlar olmadığımızın bilincindeyiz hepimiz. Ama yine de açıklama isteği belirdi içimde. Sanırım karşılıklı oturup konuşurken, anlattığım şeylerin destekçisi olan mimik ve ses tonumu bu blog sayfasında belli edemememin verdiği bir "doğru anlaşılamama korkusu" içerisindeyim.
Bu da farklı bir "kişinin kendini garipsemesi" olayı aslında. Başka bir zaman değinirim belki bu konuya da. Daha fazla sapma yaşamadan anlatmak istediğim şeye dönmeliyim.
Dinlerle aramın pek iyi olduğu söylenemez. Ne ilahi olanlara ne de uydurma olanlara aram vardır. Ama bunun yanında, gökten yeryüzüne tesadüfen düşen bir tuğla parçası ile kurulan uygarlık masalıyla, "biz organizmaydık, suda şıp şıp yaşıyorduk, sonra teoride pratikte karaya çıktık, bi evrildik bi evrildik sormayın, önce maymun, sonra insan olduk, özde öküz kaldık vs vs..." masalına da inanmıyorum.(yazının tam burasında bir parantez arası istiyorum mirim, bir ara açıklama daha yapayım da "zekilikten gözleri parlayan, iyi geviş getiren" insancıklar gelip; "daha evrim teorisini bilmiyorsun-uz *saygı -uz'u* gelmiş burda ahkam kesiyorsun-uz" demesin. Evrim teorisini biliyorum efenim, karşı tezleriyle birlikte falan oturup araştırmasını yapmış bir "boş zamanı çok" insanım. Evrim teorisi varyasyon açıklamasını yapmayı beceremediği sürece, benim tarafımdan kendi bilgilerim doğrulutusunda "hey hepisi salakça adamım" lakayıtlığındaki cümlelerin önemi kadar değer taşıyacaktır.) Bu inanışlarla aram açılalı bi 6-7 yıl olmuştur sanırım. Samimi olmak gerekirse, bu tür önemli konularla ilgili fikirlerim oluşalı 6-7 yıl olmuştur demem daha doğru olacaktır. Öncesinde birşeye inanıyor değil inandırılıyor olduğuma kanaat getirmiş biriyim. Yani bilim veya dogma sistemleri, kendimi bilmeye başladığım anlardan itibaren bana samimi gelmeyen şeylerdir. İnandırıcı olup olmadıklarını tartışma konusu yapmaya bile değer görmemem. Gidip birilerine "bu böyle şu şöyle" de demem.
Dinsel bir inanacım yok mu peki? Yok demem çok ukalalık olur ama bana "inanacaksın" denilen herşeye inanmadığımı belirtmem lazım. İnancım kendi kurallarımdan oluşuyor sanırım, "bana inanın, guru olayım, tarikat kurayım" diye bir atraksiyonum yok tabi ki de. (ama olabilir de lan,neden olmasındır, paşa gönlüme bağlı...)
Dediğim gibi inaçlı olmak bize inanmamız söylenen şeylere inanmak olmamalı. Yani kara çarşaf giyip "ben, bana kural olarak öğretilen şeylere uyuyorum" demek olmamalı bu. Ya da "bilimin bana öngördüğü gerçekliği kabul ediyorum" demek, özgür irade sahibi olmak anlamına gelmemeli. Demem o ki hacı; birşeyleri, kayıtsızlıkla boyun eğip kabul etmek ne bilimin ne de mutlak ilimin savunduğu düşüncelere uyuyor, değil mi? Aslında cevabın pek de umrumda olmaz, bunu da belirtmeliyim ve bu yazıyı yazma nedenim sadece yazma eylemini gerçekleştirmeyi seven bir insan olmamadan kaynaklanıyor, onu da bil.
Şimdi; girişteki cümleleri sarf ettiğim zaman, bana çevrilen gözlerin, o sözleri söyleyen kişi ben olduğum için ağızlarını açıp birşey diyememelerinden dolayı duyduğu büyük kinin nedeni, bilimin açık fikirliliğine ve dinin de hoşgörülülüğüne bir ithaftı sanırım. Benim açımdan sadece an itibariyle piçlik yapmaktı. Ayrıca aynı cümleleri abla dediğim kişinin yanında sarf ettiğim zaman aldığım cevabın "sanane" olması da bana bir hediye niteliğindeyi.
Sonracığıma; oturup kırmızı şarap yudumlarken dinlediğim La Noyee'nin high volume seçeneğini, akşam ezanı okunduğu için bir saygı göstergesi olarak mute konumuna getirmem beni çok pis bir ateist yapıyor sanırım, hatta kendini bir bilenin olarak gören birinin söylediğine göre tam cehennemlikmişim. (Teşekkür ettim,yolu tarif et de kaybolmayayım dedim, çok kızdı.)
Sonuç olarak yaşadığım toplumda her türden; kandırılmış ve kanmış insanların olması beni hiç de rahatsız etmiyor aslında. Toplumsallık olayına kafayı takıp dünyayı değiştirelim diyen biri olmadım hiç, o girişteki cümleleri sırf, politik ve sosyolojik açıdan gergin olan yurdum insanlarına piçlik yapmak amacıyla kurmuştum.
Kalkıp da bunu bir tartışma konusuna dönüştüren ve umursamazlığım karşısında çileden çıkıp öfke patlamaları yaşayan malum insanlardan özür dilemek istemem, bu cümlenin başını da sırf piçlik olsun diye ılımlı kurdum, gani gani kusuruma bakın, oh olsun size...
21 Nisan 2008
Beşiktaş-Üsküdar arası mavi düşler...
- atlasam şimdi şu denize ne olur Mimi?
(kısa bir sessizlik...)
- karşımızda oturan şu hanım önce bir çığlık atar, herkes telaş içinde koşup denize bakardı,sonra biri şu gördüğün eski ama hala işe yaradığı iddia edilen can simitlerinden birini atardı sana ya da daha iyisi; kahraman olmak isteyen veya anlık bir refleks ile hareket edip suya atlayan biri ya da birileri, bir şekilde seni sudan çıkarırdı, sonuç olarak; insanlar motorlar durdurulduğu için gidecekleri yere geç kalmakla, sen de ıslandığınla kalırdın, hea bir de etraftaki genç kızlar intihara kalkıştığın için seni bir anda kört kobeyn yerine koyardı, feci sükse yapardın, genç erkek kişileri seni "salak" teyzeler "ah yavrum" abiler ve amcalar ise "ne derdi var kim bilir" kişisi olarak nitelendirirdi, sudan çıktığın zaman bir de tekme yerdin, tarafımca atılırdı,başka soru? istersen devam edebilirim...
(sırıtarak ufka bakan bir insan kişisi...)
...
-şimdi her şeyi bırakıp rakı şişesinde balık olmak vardı, şu maviliğe uzanıp akşam sefası koklamak...
-şişenin kapağını üzerimize kaparlardı!
-derdin ne Mimi!?
-karnım aç lan...
...
(kısa bir sessizlik...)
- karşımızda oturan şu hanım önce bir çığlık atar, herkes telaş içinde koşup denize bakardı,sonra biri şu gördüğün eski ama hala işe yaradığı iddia edilen can simitlerinden birini atardı sana ya da daha iyisi; kahraman olmak isteyen veya anlık bir refleks ile hareket edip suya atlayan biri ya da birileri, bir şekilde seni sudan çıkarırdı, sonuç olarak; insanlar motorlar durdurulduğu için gidecekleri yere geç kalmakla, sen de ıslandığınla kalırdın, hea bir de etraftaki genç kızlar intihara kalkıştığın için seni bir anda kört kobeyn yerine koyardı, feci sükse yapardın, genç erkek kişileri seni "salak" teyzeler "ah yavrum" abiler ve amcalar ise "ne derdi var kim bilir" kişisi olarak nitelendirirdi, sudan çıktığın zaman bir de tekme yerdin, tarafımca atılırdı,başka soru? istersen devam edebilirim...
(sırıtarak ufka bakan bir insan kişisi...)
...
-şimdi her şeyi bırakıp rakı şişesinde balık olmak vardı, şu maviliğe uzanıp akşam sefası koklamak...
-şişenin kapağını üzerimize kaparlardı!
-derdin ne Mimi!?
-karnım aç lan...
...
19 Nisan 2008
17 Nisan 2008
44. Uluslararası Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu
3 gündür deli gibi izliyoruz. TRT-2 14:00-19:00 arası reyting kazanıyor sayemizde.
Çok seviyoruz çok. Okul kapansın alacağız bisikletleri kendimizce turlayacağız.
Yarın saat 15:00 'de Marmaris-Fethiye etabı var, görsel bir şölenin zevkine varacağız demektir, içimiz ısınacak o görüntülerle, coşacağız yine ve "şimdi orda olup pedal çevirmek vardı" diye hayıflanacağız.
Vakti olan izlesin derim.
Çok seviyoruz çok. Okul kapansın alacağız bisikletleri kendimizce turlayacağız.
Yarın saat 15:00 'de Marmaris-Fethiye etabı var, görsel bir şölenin zevkine varacağız demektir, içimiz ısınacak o görüntülerle, coşacağız yine ve "şimdi orda olup pedal çevirmek vardı" diye hayıflanacağız.
Vakti olan izlesin derim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Her Şey Yerli Yerinde
Babam öldü. (şekere bağlı kalp yetmezliği -covid nedenli- babam şeker gibi adamdı zaten) Yeğenim doğdu. (kendime teyze diyorum, hiç zorlanma...
-
En büyük hayalkırıklığımın ne olduğunu düşündüm bugün okuyucu. Akşam eve dönerken minibüsün canımdan yukarı baktım, balkonun iç demirlerine ...
-
Penguen'in hatırlayamadığım bir yaş günü kutlamasında sarf edilmiş bir cümleydi bu "Geldim Laaan!.." çok gülmüştük, hala da gü...
