okuldaydım bugün, sabahtan...
son gün kayıt yeniledim sonunda. hiç de karışık değilmiş, yeni falan filan, değişti dediler bişi olmamış pek... ışıklar sensörlü olmuş, tuvaletler falan her yer değişmiş yenilenmiş, gıcır olmuş. bir sürü güzel tablo ve fotoğraflarla bezenmiş duvarlar, salonlara üstadların adı verilmiş,girişe çok güzel muazzam büyüklükte bir Atatürk portresi asılmış, (fotosunu çekip koyarım bir ara) çimler falan yenilenmiş, daha bir yeşil olmuş mekan, yeni amfilerin olduğu bina hala bitmemiş ama sene ortasında biter gibi, o da çok güzel görünüyor. yanımızdaki dişçilik fakültesinin kahverengili grili binası bizim çingiş pembe binamızın yanında sönük kalmış, daha sıcak bir etki bırakıyor bizim bina yani..(çingiş pembesi bak harbi, ya da ben renkleri pek seçemiyorum, olabilir hatalıysam kabulüm.)
derslikler falan boyanmış aydınlatılmış, kapılardan duvarlara kadar herşey yenilenmiş. kat numaralı bile afilli olmuş. sinema salonuna ve atölyelere bakmadım üşendim aşağı katlara inmeye (tüü bana) bir ara onlara da bakacağım, danışman hocam çok kafa adam ayrıca, not ortalamama bakıp, "süpermiş YAHU" dedi. o yahu deyişiyle gönlümü feth etti. "bu sene derslere gelecek misin?" diye sordu, baya imza eksiğim var tabi dikkatini çekmemesi mümkün değildi, "geleyim mi sizce?" diye soruyla cevap verdim, "gel arada yahu, eğlenceli olcak bu sene" dedi, beni benden aldı :D bir de yeni bir öğrenci işleri görevlisi almışlar sanırım, dekont vermeye gittiğim zaman "sizde mi birinci sınıfsınız" dedi, "yok 3." deyince kafasını kaldırıp baktı, çok genç göründüğümü ima etti o da beni benden aldı :D (ee tabi bizim okulda 78'li arkadaşlar da var o da haklı benden önce kim uğradı ona kim bilir, lan sen miydin cakabo itiraf et ehuhehehe)edit: binayı da boyamışlar haftasonu, çingiş pembe değil artık:(
kantindeki müzik kutusu hala iğreç bir playliste sahip, ona da bir el atmak lazım aslında... sonra sanki okulun yeni hali insanları daha mutlu etmiş, yıldızımın hiç barışmadığı bir bayan hocamla merhabalaştım falan, kadın gülümsedi bana afalladım, "nasıl hatırladı lan, derslerini de takip etmedim ki" diye paranoya falan yaşadım, bu kadın beni kime benzetti diyerekten. 1. sınıflara da hayran kaldım, bizim okulda herkes kendi işini kendi yaparken bunlar sudan çıkmış balık misali birilerine bişiler sorma peşindeler, yavrulara üzüldüm bir an allahtan daha tek tük kişiler var da ilgilenen çıkıyor yine. okul bi açılsın o zaman şaşıp kalacak onlar. ilginç ama küçük bir kampüs olmamıza rağmen çok kopuk okuyan insanlarız. bölümlerle alakalı olsa gerek, herkesin 1'den fazla işi olduğu için koşturmakla geçiyor günü, öyle oturup geyik muhabbetlerine pek vakit olmuyor. o yüzden de öyle kocaman sıcak bir arkadaş ortamı kuramıyoruz. derslerde prof.u bilgisiyle döven, alt eden arkadaşlarımızı en fazla "yürü be koçum, sana katılıyorum arkadaşım, soldan saldır gardı düştü hanunaa" şeklinde destekleyip, ders sonrasında o kişiye ne olduğuyla pek ilgilenmiyoruz,fakültenin genel durumu bu. (gerçi ben pek bilmiyorum bu işleri, geçen dönem 4-5 derse mi ne girdim -tüüüü utanmaz- evet) he sıcacık kanka ortamında muhabbete saran öğrenciler de vardır tabi, onlar da halkla ilişkilerde okuyan dostlardır, selamlar burdan... sizi gidi sizi...
okul güzel olmuş işte, görüntü olarak, ferah mekanlarda takılmayı seviyorum, okula giderim sanırım bu sene, yalan olmasın ama bilemeyeceğim iş durumlarına da bağlı biraz... bir de ev olayı var yahu, çok işim var benim evde, temizlik yapıcam önce, sonra yemek, normal normal insanlaştım gibi, haydi hayırlısı diyorum, görüşürüz...
12 Eylül 2008
10 Eylül 2008
Muazzam Seyirlikler
.
.
.
Buz Cevheri'nin muhteşem mimi... Bu tür şeylerle ilgilenmeyi çok seviyorum. Kişiselleştirdiğimiz, içselleştirdiğimiz bazı şeyleri, bizim yerimize söze, müziğe, görüntüye döken insanların varolduğu düşüncesine kadar ilginç değil mi? İnanması güç.
Giderayak iyi oldu bu mim, okul- iş derken bunalmaya başlamıştım hafiften, eğlenceli bir iş çıktı. Daha fazla gevelemeden başlıyorum efendim. Karşınızda Mimi Wonka'nın Video Kutusu;
İlk olarak, "insan dediğin yalnız ve aciz bir yaratıktır ama yine de esprili ve ukala tipleriz, bu doğamızda var" dedirten, ince bir kalp sızısı karın ağrısı parçanın klibini göstereyim size;
Richard Ashcroft - A Song For The Lovers
Sonrasında ilk olarak, reklamlarda duyup beğendiğim bir parça var. Sonradan video klibini izlemiştim yine şans eseri. Beyaz klipleri daha çok sevdiğimi anladım şu an! Klipte verilen mesajın beyaz fonda aydınlık bir şekilde anlatılması bir çeşit ironi sanki, çok sevdiğim farklı bir kliptir;
Lamb - Gabriel
Sonra bir de dilini doğru düzgün bilmediğim için anlamadığım parçaları klipleri sayesinde severim ben. Klip ne kadar samimiyse beni o kadar kendine çeker, parçanın anlattığını anlamam gerekmez, ya da müziğin yeteri kadar iyi olması. Size göstereceğim bir diğer klip de "ne dediğini anlamıyorum umarım küfür etmiyorsundur bana!" şeklinde dinlemeye başladığım, daha sonra italyanca öğrenmeye başlamama ön ayak olmuş kliplerden biridir( yok yahu öncesinde Andrea Bocelli ve Luciano vardı)neyse işte o video da şu;
Cesare Cremonini - Marmellata #25
Bu çok klasik olcak belki de ama normalde dinlemediğim parçaları klipleri dönmeye başladığı zaman pür dikkat izleyip dinlerim, daha çok eğlenirim hatta. Bunlara en iyi örnektir bu parça ve klibi. Genelde açıp da dinlemem, ilk tercihim değildir ama klibi ni tek geçerim... Huzurlarınızda;
The Cure - End of the World

Ayrıca bu singleın albüm coverı da beni benden almıştır, bulup onu da ekleyeyim istedim.
Şimdi ekleyeceğim klip benim için dönüm noktası olmuştur, hiç çekinmeden söyleyebilirim. Duygusal gelişimini tamamlayamayacak biri olan ben, bu parçayı tam da duymam gereken bir zamanda yine şans eseri dinlemiştim. Sonrasında sanatçıyı yakın takibe almak, albüm edinmek işlerine bile girdim. Dilimin döndüğüne sevindiğim bir dilde, puslu bir parça ve yine anlatılan görsel hikayenin tersine aydınlık ve hayranlık uyandıracak güzellikte bir mekan, minimalist görüşler ve basitlik. Gerçekten çok seviyorum bu klibi de parçayı da...
Raphael - Et Dans 150 Ans
Şimdi ekleyeceğim video klip için açıklama yapsam mı yapmasam mı bilemedim. Ama yine de birşeyler söylemek lazım, bilmeyenler için. Sıkılmadan dinlediğim albümlerinin dışında, ayrı bir yeri olan bir grubun, en sevdiğim videosu bu. Rengarenk ve feslsefik. Gerçi "hayat ayyaşlarının felsefesi" demek daha doğru olur. Zamanınızı nasıl tüketmek istemenizle alakalıdır yaşam, ve tüketici tükettiklerinden yanına kâr kalanlarla mutlu olur. Bir de ne deri(z)m hep, miskinlik iyidir zihni açar!
Beirut - Elephant Gun
(biliyorum bıyık süper olmuş, ayrıca gülmekten insanın karnına gerçekten ağrı giriyormuş bunu da öğrenmiştim o zaman)
Son olarak, çocukken izlemeye bayıldığım bir klibi koyuyorum, bilmeyen yoktur sanırım. Gerçi genelde sinir bozucu bulunur bu parça, arasında geçen huhuhuhuhuuuuu sesleri nedeniyle ama ben çok seviyorum.=) Çok güzel yahu, yukardakilerin hiç birine bakmadıysanız bile, rica ediyorum buna bakın, tanıdık yüzlerde var hem;
Bobby McFerrin - Don't Worry Be Happy
Yaptığım listeden seçtiğim bu videoları dilerim herkes beğenmişsindir. Bir ara yine yapmak lazım böyle bir şey. Şimdi bu bir mim olduğuna göre birilerine uçurmak lazım bunu, müzik konusunda güvenim sonusuzdur dediğim Alässe Isis'e ve de sayın Canselmo beye yolluyorum mimi. Mimi sizi mimledi efenim, hayırlı uğurlu olsun, öptüm bye!
.
.
Buz Cevheri'nin muhteşem mimi... Bu tür şeylerle ilgilenmeyi çok seviyorum. Kişiselleştirdiğimiz, içselleştirdiğimiz bazı şeyleri, bizim yerimize söze, müziğe, görüntüye döken insanların varolduğu düşüncesine kadar ilginç değil mi? İnanması güç.
Giderayak iyi oldu bu mim, okul- iş derken bunalmaya başlamıştım hafiften, eğlenceli bir iş çıktı. Daha fazla gevelemeden başlıyorum efendim. Karşınızda Mimi Wonka'nın Video Kutusu;
İlk olarak, "insan dediğin yalnız ve aciz bir yaratıktır ama yine de esprili ve ukala tipleriz, bu doğamızda var" dedirten, ince bir kalp sızısı karın ağrısı parçanın klibini göstereyim size;
Richard Ashcroft - A Song For The Lovers
Sonrasında ilk olarak, reklamlarda duyup beğendiğim bir parça var. Sonradan video klibini izlemiştim yine şans eseri. Beyaz klipleri daha çok sevdiğimi anladım şu an! Klipte verilen mesajın beyaz fonda aydınlık bir şekilde anlatılması bir çeşit ironi sanki, çok sevdiğim farklı bir kliptir;
Lamb - Gabriel
Sonra bir de dilini doğru düzgün bilmediğim için anlamadığım parçaları klipleri sayesinde severim ben. Klip ne kadar samimiyse beni o kadar kendine çeker, parçanın anlattığını anlamam gerekmez, ya da müziğin yeteri kadar iyi olması. Size göstereceğim bir diğer klip de "ne dediğini anlamıyorum umarım küfür etmiyorsundur bana!" şeklinde dinlemeye başladığım, daha sonra italyanca öğrenmeye başlamama ön ayak olmuş kliplerden biridir( yok yahu öncesinde Andrea Bocelli ve Luciano vardı)neyse işte o video da şu;
Cesare Cremonini - Marmellata #25
Bu çok klasik olcak belki de ama normalde dinlemediğim parçaları klipleri dönmeye başladığı zaman pür dikkat izleyip dinlerim, daha çok eğlenirim hatta. Bunlara en iyi örnektir bu parça ve klibi. Genelde açıp da dinlemem, ilk tercihim değildir ama klibi ni tek geçerim... Huzurlarınızda;
The Cure - End of the World

Ayrıca bu singleın albüm coverı da beni benden almıştır, bulup onu da ekleyeyim istedim.
Şimdi ekleyeceğim klip benim için dönüm noktası olmuştur, hiç çekinmeden söyleyebilirim. Duygusal gelişimini tamamlayamayacak biri olan ben, bu parçayı tam da duymam gereken bir zamanda yine şans eseri dinlemiştim. Sonrasında sanatçıyı yakın takibe almak, albüm edinmek işlerine bile girdim. Dilimin döndüğüne sevindiğim bir dilde, puslu bir parça ve yine anlatılan görsel hikayenin tersine aydınlık ve hayranlık uyandıracak güzellikte bir mekan, minimalist görüşler ve basitlik. Gerçekten çok seviyorum bu klibi de parçayı da...
Raphael - Et Dans 150 Ans
Şimdi ekleyeceğim video klip için açıklama yapsam mı yapmasam mı bilemedim. Ama yine de birşeyler söylemek lazım, bilmeyenler için. Sıkılmadan dinlediğim albümlerinin dışında, ayrı bir yeri olan bir grubun, en sevdiğim videosu bu. Rengarenk ve feslsefik. Gerçi "hayat ayyaşlarının felsefesi" demek daha doğru olur. Zamanınızı nasıl tüketmek istemenizle alakalıdır yaşam, ve tüketici tükettiklerinden yanına kâr kalanlarla mutlu olur. Bir de ne deri(z)m hep, miskinlik iyidir zihni açar!
Beirut - Elephant Gun
(biliyorum bıyık süper olmuş, ayrıca gülmekten insanın karnına gerçekten ağrı giriyormuş bunu da öğrenmiştim o zaman)
Son olarak, çocukken izlemeye bayıldığım bir klibi koyuyorum, bilmeyen yoktur sanırım. Gerçi genelde sinir bozucu bulunur bu parça, arasında geçen huhuhuhuhuuuuu sesleri nedeniyle ama ben çok seviyorum.=) Çok güzel yahu, yukardakilerin hiç birine bakmadıysanız bile, rica ediyorum buna bakın, tanıdık yüzlerde var hem;
Bobby McFerrin - Don't Worry Be Happy
Yaptığım listeden seçtiğim bu videoları dilerim herkes beğenmişsindir. Bir ara yine yapmak lazım böyle bir şey. Şimdi bu bir mim olduğuna göre birilerine uçurmak lazım bunu, müzik konusunda güvenim sonusuzdur dediğim Alässe Isis'e ve de sayın Canselmo beye yolluyorum mimi. Mimi sizi mimledi efenim, hayırlı uğurlu olsun, öptüm bye!
09 Eylül 2008
Okul kapıya dayandı...
Bizim okula bişiler olmuş hacılar! Dersler ingilizce olmuş sınavlar da ingilizce yapılacakmış, danışman hoca sarmışlar herkesin başına, öğrenci mezun olana kadar o danışmanla halledecekmiş işlerini. Dersleri zorunlu yapmazlar diye umuyorum, yoksa okulu bırakıp başka bir bölüm okuyacağımın resmidir!
Derslerde çok karizma durmuş yalnız ingilizce olunca...
Press Photography,Graphic Design,Digital Image,Statistics,Research Methods... Bunlar dışında Siyasi Tarih,Haber Yazma,Kamuoyu,Bilgi Toplumu ve Siberkültür,Sosyal Davranış ve Protokol derslerim, ayrıca atölyem varmış... Atölye dersimi bilmiyorum henüz...
Ahaha dalga geçiyor bunlar benimle!!
Bilmeyen için söyleyeyim; Mimi Wonka Hanım Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde öğrenim görüyordur, mezun olacağı yıla henüz karar vermemiştir.
Derslerde çok karizma durmuş yalnız ingilizce olunca...
Press Photography,Graphic Design,Digital Image,Statistics,Research Methods... Bunlar dışında Siyasi Tarih,Haber Yazma,Kamuoyu,Bilgi Toplumu ve Siberkültür,Sosyal Davranış ve Protokol derslerim, ayrıca atölyem varmış... Atölye dersimi bilmiyorum henüz...
Ahaha dalga geçiyor bunlar benimle!!
Bilmeyen için söyleyeyim; Mimi Wonka Hanım Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde öğrenim görüyordur, mezun olacağı yıla henüz karar vermemiştir.
06 Eylül 2008
Dünya'nın sonundan önce yapılacaklar listem.
Buz Cevheri'ni okudum evet, hergün okuyorum zaten ne var! Uzun uzun açıklayamam, kısa da açıklayamam, hem zaten dünyanın sonu falan gelebilir diye liste işine girdim yoksa zerre haz etmem bilen bilir. Errm... Buz Cevheri'nin sayfasına uğrayın derim, o daha tahammüllü biri, anlatmış mis gibi.
Başlıyorum, liste olayını becermeyeceğime eminim, bodoslama yazmaca olacak yine ama neyse, ciddiyetle yazmış olduğumu ayrıca belirtmek isterim.
Gülemem geçsin diye beklemem gerekti biraz. Ahuahuaa başlıyorum evet.
1- Tüm kredi kartları, nakit para ve bozdurup bozdurup kullanılabilir ziynet miynet ne varsa yüklenip, cebimde bin lira kalana kadar harcamak. Hatta abartıp 1ytllik bankanotlar yaptırırım üstü açık bir arabadan saçarım yollara belki. (ohh yess!) Kalan 1000lirayı da hani olurda ayın 11'inde hiç bişi değişmemiş olarak uyanırsak diye ayırdım, o parayla babamdan ve annemden uzak bir yerlere kaçıp bir süre idare edebilirim diye düşünüyorum. İnsan değil miyim işte, yine de sonrasının olabileceği düşüncesindeyim, allah da kahretsin beni emi!!!
2- Lisedeki edebi metinler hocama gidip bir güzel küfür etmek mümkünse ağız dalaşına girmek istiyorum. Hatta bir kaç kişi toplayıp, sokak arasında kıstırıp dövmek istiyorum. Hakkım olan o 70 puanı ver lan bana diye bağırmak istiyorum, yüzüne karşı tükürüklü tükürüklü, çirkef çirkef... O zaman rahatlarım sanki. Sonra da özür dilerim lan, yazık adama da, benim kadar zeki olamadı hiç, o yüzden pisliklik yapıyordu bana, acırım şimdi de ben kıyamam :(
3- Sonra Seda Sayan'ın programına konuk olmanın bir yolunu bulup kameralara el sallamayı planlıyorum. Boynumu büküp "allah razı olsun seda abla, yarın bu verdiklerini geri alcak olsan bile fark etmez bana bu anı yaşattığın için çok büyüksün" demek istiyorum.
4- Paris'e gidip Eiffel'e çıkmak ve ordan aşağı tükürmek, kusmak, işemek gibi eylemlerde bulunmak istiyorum. Yapacağım bunu bir şekilde!
5- Bir de ülkemizin müthiş ressamı Kenan Paşa'ya minik bir ziyarette bulunmak istiyorum, dünyanın sonundan da yırtar kesin diye düşündüğüm için kendisini kutlayacağım, bir kutu çikolata falan götürebilirim belki. O yer ben bakarım, acele etmek gerekmez 4 gün var daha!
6- Ramazan ayındayız zaten, o gün oruç tutacağım, niyetli ölünce daha farklı olabilir belki herşey. Kim bilir!!!
7- Harbi harbi bu herifler bizi havaya uçururmuş şimdi, iyi mi? Koşup kankalarla vedalaşırdım önce, lan bu kadar çektirdim size, çok pişmanım, çok seviyorum sizi derdim hepsine.
8- Okul, iş-güç, gelecek, hayat vs vs... hiç birşey kalmadı artık düşüncesinin rahatlığıyla dolup taşardım, ne güzel bişi yau!
9- Abla, dünyanın sonu gelmiş bacım ne iş?
Beni ilgilendirmiyo şahsen! (bu da var yani)
10- Bulunduğum mekanı terk ederdim hemen şimdi, kesin mi lan bitti mi dünyanın işi? Mail atın bana!
11- Brother Louie'yi zorla tutulduğu o yerden çıkarmanın bir yolunu bulup, kitapları yakma olayını hemen gerçekleştirirdim. Peter Pan dışında bütün kitaplarımı yakardık birlikte. Küllerini yanıma alırdım.... Dur ya Peter Pan'ı da yakardık. Hatta dur daha da dramatikleştiriyorum olayı, her kitaptan bir sayfa okuyup, sonra yakardık kitabı, nerden baksan 3 gün sürer. Diğer şıkları direkt eledim şu an, hazırlanıp gidesim var, yarına kadar biri bana "bu olay gerçek değil" diye bi mail atmazsa yola çıkacağımdır!
12- Bir de sanırım son olarak, çocukken gittiğimiz bir göl kenarı vardı, sessiz sakin, insansız, tüm renkleri aklımda... oraya giderdim. Bira şişeleriyle birlikte bir şezlonga çöreklenip ufka dalardım. Küller de yanımda olurdu... Öyle bir karede ölümsüzleşebilirim, gerçekten.
.............
Bu bir mim efenim, havaya savurdum kimin kucağına kaç parça düşerse.....
Başlıyorum, liste olayını becermeyeceğime eminim, bodoslama yazmaca olacak yine ama neyse, ciddiyetle yazmış olduğumu ayrıca belirtmek isterim.
Gülemem geçsin diye beklemem gerekti biraz. Ahuahuaa başlıyorum evet.
1- Tüm kredi kartları, nakit para ve bozdurup bozdurup kullanılabilir ziynet miynet ne varsa yüklenip, cebimde bin lira kalana kadar harcamak. Hatta abartıp 1ytllik bankanotlar yaptırırım üstü açık bir arabadan saçarım yollara belki. (ohh yess!) Kalan 1000lirayı da hani olurda ayın 11'inde hiç bişi değişmemiş olarak uyanırsak diye ayırdım, o parayla babamdan ve annemden uzak bir yerlere kaçıp bir süre idare edebilirim diye düşünüyorum. İnsan değil miyim işte, yine de sonrasının olabileceği düşüncesindeyim, allah da kahretsin beni emi!!!
2- Lisedeki edebi metinler hocama gidip bir güzel küfür etmek mümkünse ağız dalaşına girmek istiyorum. Hatta bir kaç kişi toplayıp, sokak arasında kıstırıp dövmek istiyorum. Hakkım olan o 70 puanı ver lan bana diye bağırmak istiyorum, yüzüne karşı tükürüklü tükürüklü, çirkef çirkef... O zaman rahatlarım sanki. Sonra da özür dilerim lan, yazık adama da, benim kadar zeki olamadı hiç, o yüzden pisliklik yapıyordu bana, acırım şimdi de ben kıyamam :(
3- Sonra Seda Sayan'ın programına konuk olmanın bir yolunu bulup kameralara el sallamayı planlıyorum. Boynumu büküp "allah razı olsun seda abla, yarın bu verdiklerini geri alcak olsan bile fark etmez bana bu anı yaşattığın için çok büyüksün" demek istiyorum.
4- Paris'e gidip Eiffel'e çıkmak ve ordan aşağı tükürmek, kusmak, işemek gibi eylemlerde bulunmak istiyorum. Yapacağım bunu bir şekilde!
5- Bir de ülkemizin müthiş ressamı Kenan Paşa'ya minik bir ziyarette bulunmak istiyorum, dünyanın sonundan da yırtar kesin diye düşündüğüm için kendisini kutlayacağım, bir kutu çikolata falan götürebilirim belki. O yer ben bakarım, acele etmek gerekmez 4 gün var daha!
6- Ramazan ayındayız zaten, o gün oruç tutacağım, niyetli ölünce daha farklı olabilir belki herşey. Kim bilir!!!
7- Harbi harbi bu herifler bizi havaya uçururmuş şimdi, iyi mi? Koşup kankalarla vedalaşırdım önce, lan bu kadar çektirdim size, çok pişmanım, çok seviyorum sizi derdim hepsine.
8- Okul, iş-güç, gelecek, hayat vs vs... hiç birşey kalmadı artık düşüncesinin rahatlığıyla dolup taşardım, ne güzel bişi yau!
9- Abla, dünyanın sonu gelmiş bacım ne iş?
Beni ilgilendirmiyo şahsen! (bu da var yani)
10- Bulunduğum mekanı terk ederdim hemen şimdi, kesin mi lan bitti mi dünyanın işi? Mail atın bana!
11- Brother Louie'yi zorla tutulduğu o yerden çıkarmanın bir yolunu bulup, kitapları yakma olayını hemen gerçekleştirirdim. Peter Pan dışında bütün kitaplarımı yakardık birlikte. Küllerini yanıma alırdım.... Dur ya Peter Pan'ı da yakardık. Hatta dur daha da dramatikleştiriyorum olayı, her kitaptan bir sayfa okuyup, sonra yakardık kitabı, nerden baksan 3 gün sürer. Diğer şıkları direkt eledim şu an, hazırlanıp gidesim var, yarına kadar biri bana "bu olay gerçek değil" diye bi mail atmazsa yola çıkacağımdır!
12- Bir de sanırım son olarak, çocukken gittiğimiz bir göl kenarı vardı, sessiz sakin, insansız, tüm renkleri aklımda... oraya giderdim. Bira şişeleriyle birlikte bir şezlonga çöreklenip ufka dalardım. Küller de yanımda olurdu... Öyle bir karede ölümsüzleşebilirim, gerçekten.
.............
Bu bir mim efenim, havaya savurdum kimin kucağına kaç parça düşerse.....
04 Eylül 2008
01 Eylül 2008
Çalakalem...
.
.
.
Şimdi okul açılacak, harç yatırmaktı kayıt olmaktı ders seçmekti vs vs derken... Oysa ki yazın ne güzel eğleniyorduk yahu(?)İşin aslı, konuşmaya ihtiyacım var hacı, başka kimliklere bürünüp saçma muhabbetler çeviriyorum yine, etrafımdakiler fark etti edecek... Bir de bu sene bütün derslerime gireceğim, not tutacağım falan... Anladın sen ama anlamamazlıktan gel, işime gelsin... Ayrıca belirtmek isterim, Requiem For A Dream kadar skindirik bir film daha yoktur. Ağlayarak izledim, bu filmden sonra hayatım değişti, herşey anlamlaştı diyenleri kovalamak lazım. Yaşam dediğiniz şeyi bir güzel sömürüp, söndürüp, izlerken yaşananlardan sapıkça bir zevk almanıza ve hor gören bir acıma duygusu hissetmenize neden olan bir film için böyle şeyler söyleyenler gerçekten "çok güzel" insanlardır, her açıdan. Bu tür olaylara uzak olan,"herşey güzel olacak" diyenler için, belki de pisliklik olsun diye yapılmış bir film işte. Dün akşam tekrar izledim de, her sahnede alttan gelen müziği dışında pek bir olayı yok yani. Odunsam da benim odunluğum, abarttığınıza değmez o film, Clint Mansell sağolsun... Bir de saatlerce elimde kalem, kağıtlarımın başında oturuyorum, yazıyorum çiziyorum sonra bir bakıyorum karalanmış yüzlerce kelime, noktası konmadan bırakılmış cümleler ve sadece işe yarar tek 1 sayfa... Çok seviniyorum bir an, "Ahh Bandini, kadim dostum, buralardasın demek" diyorum yüksek sesle, sonra etrafımı kontrol ediyorum, daha bir keyifleniyorum ehehe. Bir de dün gece "o eski ruhumuz kalmamış" dedi biri. Güldürürken düşündürdü... Üç nokaları da nefes alıp verişleri kolay olsun diye koyuyorum, cümlelerin sonuna... Kelimeler de canlıdır çünkü, cümleler dans eder derler ya, aslında nefes almak için çırpınıyorlardır, haberiniz yoktur.
Dinlediğim parçayı da ekliyorum, tamam.

Apparat - Not A Good Place
.
.
Şimdi okul açılacak, harç yatırmaktı kayıt olmaktı ders seçmekti vs vs derken... Oysa ki yazın ne güzel eğleniyorduk yahu(?)İşin aslı, konuşmaya ihtiyacım var hacı, başka kimliklere bürünüp saçma muhabbetler çeviriyorum yine, etrafımdakiler fark etti edecek... Bir de bu sene bütün derslerime gireceğim, not tutacağım falan... Anladın sen ama anlamamazlıktan gel, işime gelsin... Ayrıca belirtmek isterim, Requiem For A Dream kadar skindirik bir film daha yoktur. Ağlayarak izledim, bu filmden sonra hayatım değişti, herşey anlamlaştı diyenleri kovalamak lazım. Yaşam dediğiniz şeyi bir güzel sömürüp, söndürüp, izlerken yaşananlardan sapıkça bir zevk almanıza ve hor gören bir acıma duygusu hissetmenize neden olan bir film için böyle şeyler söyleyenler gerçekten "çok güzel" insanlardır, her açıdan. Bu tür olaylara uzak olan,"herşey güzel olacak" diyenler için, belki de pisliklik olsun diye yapılmış bir film işte. Dün akşam tekrar izledim de, her sahnede alttan gelen müziği dışında pek bir olayı yok yani. Odunsam da benim odunluğum, abarttığınıza değmez o film, Clint Mansell sağolsun... Bir de saatlerce elimde kalem, kağıtlarımın başında oturuyorum, yazıyorum çiziyorum sonra bir bakıyorum karalanmış yüzlerce kelime, noktası konmadan bırakılmış cümleler ve sadece işe yarar tek 1 sayfa... Çok seviniyorum bir an, "Ahh Bandini, kadim dostum, buralardasın demek" diyorum yüksek sesle, sonra etrafımı kontrol ediyorum, daha bir keyifleniyorum ehehe. Bir de dün gece "o eski ruhumuz kalmamış" dedi biri. Güldürürken düşündürdü... Üç nokaları da nefes alıp verişleri kolay olsun diye koyuyorum, cümlelerin sonuna... Kelimeler de canlıdır çünkü, cümleler dans eder derler ya, aslında nefes almak için çırpınıyorlardır, haberiniz yoktur.
Dinlediğim parçayı da ekliyorum, tamam.

Apparat - Not A Good Place
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Her Şey Yerli Yerinde
Babam öldü. (şekere bağlı kalp yetmezliği -covid nedenli- babam şeker gibi adamdı zaten) Yeğenim doğdu. (kendime teyze diyorum, hiç zorlanma...
-
Kiss -?- Nick Cave And The Bad Seeds - 7 Haziran Iron Maiden - 2 Ağustos . . . bir tane daha isim eklenirse bu listeye, oturur ağlarım şeref...
-
Evlenmek falan çok boş iş hacı. Gerçekten bak, ayrıca çok da terbiyesizce sayılabilecek bir eylem bu. Kız istemek mesela; kızın babasına ...
